(6762 S. K. m. 1292/1, 1299/1) (818 S. K. m. 101/2) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları B.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.06.2004 tarih ve 2003/314 - 2004/563 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete kasko sigortalı aracının 21.09.2002 tarihinde çalındığını, hasarın derhal davalı şirkete ihbar edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, şimdilik 1.000.000.000. TL.'nin, 05.03.2004 tarihli ıslah dilekçesi ile de 21.365.980.000. TL.'nin 21.10.2002 tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının aracın bedeli ödemek zorunda olduğu, ancak temerrüdünün henüz oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 1.000.000.000. TL.'nin dava tarihi olan 17.03.2003, 20.365.908.000.- TL.'nin ise ıslah tarihi olan 05.03.2004 tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, temerrüt faizinin hangi tarihte başlayacağı noktasında toplanmaktadır. İşin esasının mahkemeye intikal etmesi halinde, alacağın muacceliyetini hakem-bilirkişi raporuna bağlayan poliçe genel şartlarının ilgili maddesinin uygulanma alanı ortadan kalkar ve genel hükümlere tabi olur. TTK'nın konuyu düzenleyen 1299/1. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 1292/1. maddesi uyarınca, bu maddede belirtilen tarihte sigorta tazminatı alacağı muaccel hale gelir ve yine BK'nın 101/2. maddesi uyarınca, ihbar edilen günün hitamı ile borçlu temerrüde düşmüş olur.
Öte yandan, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın tazminatın ödenmesi başlıklı 3.3.3.2. maddesinde, çalınmış olan aracın bulunması ile ilgili makamlarca yapılacak araştırmalar 30 gün içinde sonuç vermediği takdirde, sigortalının durumu, ilgili makamlara başvurduğunu belgelemek suretiyle, sigortacıya bildireceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı sigortalının aracı 21.09.2002 tarihinde çalınmış, davacı, asıl ve ıslahla artırılan miktara 21.10.2002 tarihinden itibaren temerrüt faizi isteminde bulunmuş, mahkemece yazılı gerekçelerle asıl isteme konu miktara dava, ıslahla arttırılan miktara ise ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmiştir.
Oysa, dosya arasında bulunan davalı şirketin hasar servis müdürlüğüne yazılan yazıdan, davalı şirkete hasar ihbarının yapıldığı açık olup mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacı vekilinin temyiz dilekçesindeki istemi de gözetilerek, davalı şirketin asıl ve ıslahla artırılan miktarın tamamına yönelik olarak aynı tarihte temerrüde düştüğünün kabulü ile 22.10.2002 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken yazılı tarihlerden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy