(6762 S. K. m. 1269, 1299) (818 S. K. m. 105)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.05.2004 tarih ve 2002/1629-2004/628 sayılı kararın Yargıtay' ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G.G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: 1- Dava bir mal sigortası türlü olan Hayvan Hayat Sigortası'ndan kaynaklanan ve BK'nun 105'inci maddesi gereğince açılan munzam zarar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Sigortalının, sigorta bedelinin zamanında ( muacceliyet tarihinde ) ödenmemesi nedeniyle uğradığı zarar hesaplanırken münhasıran sigortaya konu emtianın ödeme tarihindeki piyasa değerinin dikkate alınması gerekir.
Mahkemece, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafından tahsilatın yapıldığı tarih itibariyle 1 adet inek bedeli 1.917.000.000.- Lira olarak belirlenmişse de, mahkemece poliçeye konu inek bedelinin tespitine yönelik bir inceleme yapılmamış olup, sadece davacı tarafın dosyaya ibraz ettiği belgeler ile yönetildiği gibi, davacı vekilinin 11.12.2003 tarihli yazısında inek bedellerini bilirkişinin belirlediği rakamın altında olacak şekilde ifade etmesi üzerinde durulmamıştır. Uyuşmazlığın çözümü her şeyden önce ölen hayvanların fiyatlarının sağlıklı olarak belirlenmesine bağlıdır.
Bu durumda mahkemece ölen hayvanların cinsleri dikkate alınmak suretiyle tahsil tarihi itibariyle gerçek değerlerinin bu konuyla ilgili çeşitli kurum ve kuruluşlardan sorularak belirlenmesi, bundan sonra dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile poliçe şartları da değerlendirilmek suretiyle davacının munzam zarar miktarının belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bunun yanında davacı vekili dava dilekçesinde zarar miktarının reeskont faizi ile tahsilini talep etmiş olup, dava tarihi itibariyle bu talep, 3095 S.K.'nun 1. maddesinde düzenlenen yasal faiz istemine ilişkin bulunmasına rağmen talebin aşılması suretiyle anılan kanunun 2. maddesinde düzenlenen avans faizi ile tahsile karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy