(2709 S. K. m. 141/3) (1086 S. K. m. 388, 428) (5846 S. K. m. 8, 20, 70)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Didim Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 4.6.2001 tarih ve 1997/318-2001/123 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin arkeolog olduğunu, "DİDUMA MİLETUS PRİENE" adlı eserin sahibi ve yazarı bulunduğunu, yazar olarak görünen Ahmet Sinanoğlu'nun müstear ad olarak kullanıldığını, Diyarbakır'a tayini dolayısıyla anılan bu eserin davalılarca haksız bir şekilde basılıp dağıtıldığını öğrendiğini, mali hakların tecavüze uğradığını iddia ederek müvekkilin maddi ve manevi haklarına yapılan saldırıların kaldırılmasına ve durdurulmasına, 1.200.000.000 TL maddi ve 1.000.000.000 TL manevi zararın tahsiline, kitap, cd vs.nin teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Mehmet E, iddiaların yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı H Ofset Matbaacılık Amb.san.Tic.Ltd.Şti. vekili, davalı dernek adına basım yapıldığını, davacıya da ücret ödendiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Davalılar Nedim G, İsmail Ö, Recep S ve Ramazan D, davalı derneğin yönetim kurulu üyesi olduklarını, husumet düşmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Davalılar Taner B ve Halim G vekili, davada İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu, anılan eserin ortak çalışmanın sonucu olduğunu, iddiaların yersiz olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kısa kararı tefhim eden hakim tarafından gerekçeli kararın yazılmadığı, gerekçeli karar yazılmadan müstafi sayıldığı, kısa karara uygun şekilde gerekçeli kararın yazılabileceğinin Adalet Bakanlığı'nca bildirildiği gerekçesiyle, davanın kısa karara uygun şekilde reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, FSEK'nundan kaynaklanan mali hakka tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
HUMK.nun 388 nci maddesi hükmüne göre, mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Yine Anayasanın 141 nci maddesinin 3 ncü fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur.
Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da, HUMK 428 nci maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme hükmü, HUMK.nun 388 nci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, sadece kısa karara uygun olarak davanın reddine karar verildiği şeklinde bir açıklama içermektedir. Her ne kadar kısa kararı tefhim eden yargıç gerekçeli kararı yazmadan müstafi sayılmış ise de, yerine görevlendirilen yargıcın kısa karara uygun bir gerekçeyle kararı yazmak zorunluluğu vardır. Yazılı şekilde karar tesisi yasaya aykırı olduğu gibi, HUMK.nun 428 nci maddesine göre Yargıtay denetimine de elverişli bulunmamaktadır. O halde, mahkemece gerekçesiz karar tesisi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ( 2 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy