(2918 S. K. m. 2, 3) (6762 S. K. m.1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.10.2003 tarih ve 2003/141 - 2003/1286 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının, TTK. nun 1301. maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın reddine dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko sigortasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, TTK. nun 1301. maddesi uyarınca açmış olduğu davasında kazanın karayolu sayılmayan fabrika bahçesinde meydana geldiğini ileri sürmüştür. KTK. nun 3. maddesinde karayolu, trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, anılan Yasa'nın 2 nci maddesinde de bu kanunun karayolunda uygulanacağı hükme bağlandıktan sonra aksine hüküm bulunmadığı hallerde, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerlerin, erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da bu kanun hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Somut olayda fabrika alanında meydana gelen kazayla ilgili olarak zabıtaca basit kroki düzenlendiği anlaşılmaktadır. Mahallinde keşif yapılarak düzenlenen bilirkişi raporunda kazanın meydana geldiği yerin karayolu olduğu belirtilmiş ise de bu kanaatin nedenleri açıklanmış değildir. Öte yandan, karar gerekçesinde de bahse konu husus üzerinde durulmamıştır. O halde, kazanın meydana geldiği yerin karayolu sayılıp sayılmayacağı açıklığa kavuşturulmadan, ayrıntılı kroki de çizdirilmek suretiyle bu hususta bilirkişilerden ek rapor alınmadan veya gerektiğinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmadan bu yerin karayolu olduğunun kabulü ve buna göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Ayrıca, hasara neden olan aracın sürücüsü ile işleteni hakkında açılan davanın reddi karar verilmiş ise de anılan davalılar hakkındaki bu hükmün hangi gerekçeyle tesis edildiğinin karar yerinde açıklanmaması da yanlış olmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, mümeyyiz davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy