(6762 S. K. m. 1282)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.04.2004 tarih ve 1999/527 - 2004/193 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.11.2005 gününde davalı avukatı Berna Sıralar gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacı Ramazan Bağsever ile ortağı olduğu şirketin ve davacının kardeşi Ayhan Bağsever'in davalı bankanın Eşrefpaşa şubesinin uzun yıllardır müşterisi olduğunu, bu kişilere ait işyeri ile araçların davalı bankanın acentesi olduğu Anadolu Sigorta A.Ş. ne sigortalı olduğunu, davacının arzu ve isteği üzerine davalı bankanın primlerin ödenmesini hesaptan virman usulü ile ödemek suretiyle takip ettiğini, prim ödeme günleri geldiğinde müvekkiline hiç sorulmadan başlangıçtaki anlaşma ve davacının talimatı sebebiyle hesaptan otomatik olarak primlerin ödendiğini, ancak davalı bankanın 35 ALN 68 plakalı araca ait sigorta primlerini ödemediği, sigortalı Ramazan Bağsever yerine adın Ramazan Deva olarak yazıldığını sigortalı aracın çalınması ve durumun müvekkilince sigorta şirketine müracaat edilmesi üzerine öğrenildiğini, davalının kusurlu davranışı nedeniyle müvekkilinin sigorta bedelini alamadığını ileri sürerek, 4.011.863.000. TL. nin 02.03.1999 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, poliçe primlerinin davacı hesabından ödenmesi yönünde davacı tarafından müvekkiline verilmiş yazılı bir talimat bulunmadığını, 13.05.1999 tarihinde poliçe süresinin sona erdiğini, Anadolu Anonim Türk Sigorta Şti. tarafından 24.03.1999 tarihinde yenileyerek gönderdiği poliçenin müvekkilince davacının adresine posta ile gönderildiğini, bu icaba karşılık davacının banka ile irtibata geçmediğini ve poliçedeki isim hatasının düzeltilmesini istemediğini, davacı tarafından yenilenmesi için kabul beyanı gösterilmeyen poliçe nedeniyle primlerin yatırılmadığı iddiasının yasal dayanağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davacının davalı bankanın müşterisi olup, davalı bankanın da dava dışı Anadolu Sigorta A.Ş.nin yetkili acentesi olduğu, davacının daha önce aracını davalı acente banka vasıtası ile dava dışı Anadolu Sigorta A.Ş.ne sigorta ettirdiği ve primlerin virman yolu ile davalı banka tarafından tahsil edildiği, sigorta poliçesinin süresi dolduktan sonra sigorta şirketinin yeni poliçeyi düzenleyerek davalı acenteye gönderdiği, acentenin ise poliçede davalının soyadının Deva olarak yanlış yazılmasına rağmen, gerekli kontrolü yapmadan bu isme ihbarname gönderdiği, davalı bankanın kusurlu olduğu, davacı sigortalının da sigorta süresi bitmesine rağmen yeni sigorta poliçesinin düzenlenip düzenlenmediğini, hesaplarından primlerin tahsil edilip edilmediğini kolaylıkla tespit etmesi mümkün iken bu görevini yerine getirmediğinden, % 25 oranında kusurlu olduğu, davalı acente olan bankanın ise % 75 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, kusur oranına göre 2.475.000.000. TL.nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekili, dava dışı Anadolu Sigorta AŞ tarafından davacıya ait aracın kasko sigorta poliçesiyle sigortalandığı halde, davalı banka tarafından, sigorta primlerinin davacı hesabından tahsil edilmediğini, davalı bankanın kusurlu hareketi nedeniyle, gerçekleşen riziko sonrasında sigorta teminatının ödenmediğini ileri sürerek, zararın tazminini istemiştir. Davacı ile dava dışı sigorta şirketi arasındaki sigorta ilişkisinin geçerli olması ve rizikonun gerçekleşmesi halinde, sigorta alacağından, ödenmeyen sigorta primlerinin mahsubu gerekecek idi. Başka bir deyişle, davacının sigorta primlerinin sigorta şirketine ödenmesi gerekirdi. İşbu davada da, davacının ödemesi gereken sigorta primlerinin, davalı tarafından ödenen tazminattan mahsubu gerekmekte olup, bu konuda mahkemece bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 23.80 YTL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy