(2004 S. K. m. 72, 361) (818 S. K. m. 61, 62)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.10.2003 tarih ve 2001/710-2003/1342 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı asil ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, aidatlarını ödemiş olmasına rağmen davalı tarafından borçlu olduğu iddiasıyla hakkında icra takibine geçildiğini, yapılan takibin usulsüz olarak kesinleşmesi sonucu borcu olmadığı halde icra dosyasına 617.610.000 TL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, davalı tarafından haksız olarak yapılan icra takibi sonucu ödemek zorunda kaldığı 617.610.000 TL sının ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan icra takibinin davacının ödenmeyen borçlarına ilişkin olup, usulüne uygun olarak kesinleştiğini ve davacı tarafından hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürülmeden borcun ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile 15.000.000 TL sının dava tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya dair talebinin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, haksız takip nedeniyle icra dairesine ödenmek zorunda kalınan paranın istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı tarafından yapılan ödemeler dikkate alındığında davacının 24.11.2000 tarihi itibariyle 15.000.000 TL alacaklı olduğu kabul edilmiş ancak davacının icra dairesine ödemek zorunda kaldığı paranın davalıdan geri alınması yerine, 15.000.000 TL sının davalıdan tahsiline karar verilmesi suretiyle istirdat davasında alacak davasına ilişkin hüküm kurulmuştur. Oysa ki, mahkemece yapılacak iş, davacının takip tarihi itibariyle davalı kooperatife olan borcunun icra dairesine ödemede bulunduğu tarihe kadar ulaştığı miktarın hesaplanarak, davacının icra takibi sonucu ödemede bulunduğu miktar ile karşılaştırılarak davacının fazladan ödemesi bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre davacının istirdat istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, fazladan ödendiği iddia olunan paranın iadesinin istendiği davada mahkemece yanılgıya düşülerek yazılı şekilde alacaklı olunan miktarın dava tarihinden faiziyle tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazına gelince; kabul şekline göre de, yargılama sırasında ek bilirkişi ücreti olan 50.000.000 TL sı dosyada mevcut tahsilat makbuzu incelendiğinde davalı vekili tarafından yatırılmış olup, mahkemece bu hususun hüküm yerinde davalı yararına gösterilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu giderin davacı tarafından yapılmış gibi hesaplanması yerinde görülmemiş, kararın kabul şekline göre de bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Davacı ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 13.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy