(Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları C.5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.06.2004 tarih ve 2003/467 - 2004/463 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete kasko sigortası ile sigortalı aracın kazada hasarlandığını, müvekkilinin aracı kazadan önce noter satışı ile kardeşinden aldığını ve kazadan sonra da müvekkili adına devir zeyilnamesi düzenlendiği halde 55.081.521.377. TL hasarın ödenmediğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, araçta menfaat sahibi değişikliği olduğunu ve bunun ihbar edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davalı sigortanın hasardan sonra yapılan devir zeyilnamesini benimsediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, Kasko Sigortası Genel Şartları'nın C.5 nci maddesine göre araç üzerinde menfaat sahibinin değişmesi halinde sözleşmenin kendiliğinden münfesih olduğu ve araca ilişkin devir zeyilnamesinin kazadan sonra düzenlendiği kabul edildiği halde, davalı sigortaca rizikonun gerçekleştiği bilinerek zeyilnamenin düzenlendiği ve durumun benimsendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, bu hususta, davalı sigorta açık bir cevap vermemiş olup, dosya kapsamından da bu hususun bilinip bilinmediği anlaşılamamaktadır. Temyiz dilekçesinde de bu husus açıkça inkar edilmiştir.
Mahkemece kabul edildiği üzere, menfaatin değişmesi halinde sigorta sözleşmesi münfesih olur. Bunun istisnası, sigortanın menfaat değişikliğine rağmen yeni menfaat sahibi ile aralarında sözleşme ilişkisini benimsemesidir. Somut olaya, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, devir zeyilnamesinin, kazanın meydana geldiği gün düzenlendiği anlaşılıyor ise de rizikonun gerçekleştiği bilinerek zeyilname yapıldığı hususu belli değildir.
Bu durumda mahkemece, kaza ihbarının ne zaman ve ne şekilde yapıldığı araştırılarak, hayatın olağan akışına aykırı olmasına göre, hangi gerekçe ile rizikonun gerçekleştiği bilinerek zeyilname düzenlendiği hususları açıklığa kavuşturularak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy