(818 S. K. m. 249) (Çevre Etki Değerlendirme Yön. m. 6)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.4.2003 tarih ve 2002/249-2003/161 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkil idare tarafından davalı şirkete kil madeni işletmek üzere saha tahsisi yapıldığını, davalının 2000-2001 yılı arazi tahsis bedelini yatırmaması nedeniyle işletme ruhsatının iptal edildiğini, davalının halen anılan dönem için kullanma bedeli ödemediğini ileri sürerek, toplam ( 21.552.970.000 )TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, kiralanan sahanın kil ocağı olarak işletilmesinin Çevre Bakanlığınca "Çevre Etki Değerlendirme" ( ÇED )raporu alınmasının zorunlu olduğu belirtilmek suretiyle engellendiğini, oysa davacının anılan raporun alınmasının gerekmediğini bildirerek, sahayı müvekkiline kiraya verdiğini, kiralananı fiili ve hukuki ayıptan ari olarak teslim etmeyen davacının kira bedeli talep edemeyeceği gibi müvekkilinin uğradığı zararı tazminle yükümlü olduğunu savunarak davanın reddini istemiş birleşen karşı davasında ise, davalıya kira bedeli olarak ödenen ( 15.505.156.000 )TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalı şirketin ÇED Yönetmeliği uyarınca kiralananı işletemediği, bu durumda BK.nun 249. maddesi uyarınca kusurlu olan davacı idarenin kira bedeli talep edemeyeceği gibi davalı şirketin de, kiralanan yer kullanıma sunulmadığından verdiğini geri alabileceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava ve karşı dava, maden işletme sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir. Zira davalı-karşı davacının uzun süre boyunca hiç bir ihtilaf çıkarmadan ve ( ÇED )raporu alma yükümlülüğünün davacı-karşı davalıya düştüğünü dermeyan etmeden işletme bedeli ödemesinin sonuca etkili olup olmadığı gerekçeli kararda tartışılmamıştır. Ayrıca davalı-karşı davacının savunması ve talepleri incelendiğinde, gerçekte sözleşmeyi fesih iradesine sahip olduğu sonucu çıkmaktadır. Davalı-karış davacı vekili de mahkemeye sunduğu dilekçelerinde bunu doğrulamaktadır. Bu durum karşısında davalının ( ÇED )raporunun davacı tarafından alınması gerektiğini düşünse dahi davacıyı temerrüde düşürmeden sözleşmeyi feshetmesi de doğru değildir. Yine davalı-karşı davacıdan alınan taahhüt senedi de mahkemece değerlendirilmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 4.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy