(556 S. KHK. m. 9, 61, 71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çarşamba Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.02.2004 tarih ve 2003/75-2004/181 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkilleri adına tescilli tüplerin bayilik ilişkisi olmaksızın davalıya ait işyerinde doldurularak pazarlandığının tespit edildiğini, davalının amacının müvekkilinin haklı şöhretinden yararlanmak olduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti ve men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının müvekkili şirket adına tescilli markayı taşıyan tüpleri kullanması ile müvekkili şirketin tescilli markalarından faydalanma haklarına tecavüz ve fiillerinin haksız olduğunun tespiti ile tecavüzün durdurulmasını talep etmiştir. Diğer bir anlatımla; davacı aynı zamanda marka hakkına dayalı olarak haksız rekabetin önlenmesini ve bu nedenle doğan zararının tazminini talep etmiştir.
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 9. maddesi marka tescilinden doğan hakların kapsamını, 61. maddesi ise marka hakkına tecavüz sayılan fiilleri düzenlemiştir. Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında, marka hakkına dayalı olarak açılmış bir dava olup, dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin de tartışılması gerekmektedir. 556 sayılı KHK.nin göreve ilişkin 71. maddesinde, bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemeleri olduğu hükme bağlanmıştır.
Mahkemelerin görevi, dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekmektedir.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 24.3.2005 gün ve 188 sayılı kararı ile Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmayan yerlerde bir asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bu mahkemenin, iki asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bir numaralı asliye hukuk mahkemesinin, ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde üç numaralı asliye hukuk mahkemesinin, yetkilendirilmesine karar verilmiştir.
Buna göre, Ticaret Mahkemesi ile Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Bu nedenle, mahkemece dosyanın o yerdeki Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olarak davalara bakmakla görevlendirilen mahkemede görülebilmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilip karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy