(4721 S. K. m. 6) (818 S. K. m. 41, 42) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada E. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.05.2004 tarih ve 2003/5 - 2004/10 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili tarafından sigorta teminatı altına alınan emtianın davalı tarafından yapılan nakliyesi sırasında meydana gelen kazada hasarlandığını, sigortalıya ödeme yapıldığını, başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, istenen miktarın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davalının nakliyeyi usulüne uygun gerçekleştiremeyerek sigortalı emtiaya zarar verdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkindir.
Medeni Kanunun 6 ncı maddesine göre taraflardan her biri iddiasını ispatla yükümlüdür. Davacı, sigortalı emtiada meydana gelen gerçek zarar miktarını ispatla yükümlüdür. Borçlar Kanunu'nun 41 nci maddesine göre haksız bir şekilde diğer bir kimseye zarar veren bir şahıs o zararın tazmini ile yükümlü olup, aynı kanunun 42 nci maddesine göre tespit edilecek gerçek zarar miktarını tazmin ile yükümlüdür.
Mümeyyiz davalı yargılamada zarar miktarının fahiş olduğunu, sigortalı emtianın tümünün zarar görmemiş olduğunu savunmuştur. Yargılamada dinlenen tanık ifadelerine göre emtianın bir kısmında hasar olmadığı açıklanmış olup, olay yerinde Jandarma tarafından tutulan tutanakta da emtianın büyük bölümünün hasarlandığı belirtilmiş olmasına rağmen sigortalının yazısına istinaden tüm emtianın hasarlı ve sovtalsız kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece davacının gerçek zararının iddia ve savunmalar değerlendirilerek bilirkişi vasıtası ile incelenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy