(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 275, 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.10.2003 tarih ve 2003/778-2003/835 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya ait aracın müvekkili nezdinde trafik sigorta poliçesiyle sigortalı bulunduğunu, alkollü ve tam kusurlu olarak hasara neden olduğunu, üçüncü şahsın zararının giderildiğini, alkollü kullanım nedeniyle rücu hakkının doğduğunu iddia ederek, 1.200.000.000.-TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın alkolün etkisiyle olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı aracın neden olduğu, 3 ncü şahsa ödenen tazminatın sigortalı aracın alkollü kullanıldığı iddiasına dayalı, Poliçe Genel Koşulları'nın 4/d maddesi gereğince rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi'nin 4/d maddesi ve Dairemiz'in yerleşen uygulamasına göre, sigorta şirketinin kendi sigortalısına geri dönerek ödediği tazminatı talep edebilmesi için, kazanın salt alkolün etkisiyle meydana geldiğinin kesin olarak saptanması gerekir. Bu durumda, mahkemece, nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişi heyetine birlikte inceleme yaptırılıp, olayın oluş şekli, hava, yol durumu gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirilip, rizikonun sadece alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da rol oynayıp oynamadığının tespiti zorunludur.
Somut olayda mahkemece kazada alkolün etkisi bakımından bilirkişi raporu alınmış ise de, bilirkişi incelemesi anılan usule uygun olarak yapılmamıştır. Ayrıca, nörolog ve hukukçu bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ile trafik uzmanı bilirkişi raporu arasında kısmen çelişki mevcuttur. Zira, trafik uzmanı raporunda davalı sigortalı ile dava dışı zarar görenin her ikisinin de alkollü olduğu, kusurlarının bulunduğunu açıklamıştır. Nörolog ve hukukçu bilirkişiler ise, olayın oluş şekli ve diğer koşulları değerlendirmeden sadece davalının aldığı alkolün promil oranını esas alarak rapor düzenlemişlerdir. O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy