(6762 S. K. m. 767) (818 S. K. m. 125)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.06.2004 tarih ve 2002/575-2004/634 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 1997 yılında uğradığı kaza sonucu sol ayağını kaybederek, kazadan sonra periyodik aralıklarla değiştirilmesi gereken ortopedik protez ayak ile yaşamak zorunda kaldığını, müvekkilinin meslekte kazanma gücünde meydana gelen azalma nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında maluliyet ve kusur oranlarının belirlendiğini, bu davanın müvekkilinin kullanmak zorunda kaldığı ve periyodik aralıklarla değiştirilerek ömür boyu kullanılması gereken protezlerin bedelleri nedeniyle uğranılan maddi zararın tazminine yönelik olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500.000.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek reeskont faizi ile tahsilini istemiş, yapılan ıslah sonucu olarak da 5.371.770.582 TL tazminatın kaza tarihinden 01.01.2000 tarihine kadar reeskont, bu tarihten sonra avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının isteminin kesin hüküm dolayısıyla yerinde olmadığını, olay tarihinden itibaren bir yıllık sürede açılmadığından davanın zamanaşımına uğradığını, kazada tüm kusurun davacıda bulunduğunu, talep edilen bedelin fahiş olduğunu, davacının olay tarihinden itibaren faiz isteminin de yerinde bulunmadığını, protez taktırarak sarfiyat yapılmış olması halinde sarf tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini, bu nedenle talep edilen faiz oranı ve faiz başlangıç tarihinin de yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kesinleşen davalarda talep etmediği protez bedelini talebe hakkı bulunduğu, genç ve üretken yaştaki şahsın fonksiyonel aktivitesi yönünden uygulanan protezin değişim periyodunun en çok iki yıl olacağı, davacının zararının kaza tarihi itibariyle oluştuğundan bilirkişi kurulunca belirlenen tazminata olay tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanması gerektiği belirtilerek davanın kabulü ile,5.371.770.582 TL tazminatın 500.000.000 TL'lik kısmı için olay tarihi olan 31.03.1997 tarihinden 31.03.2003 tarihine kadar reeskont,01.04.2003 tarihinden itibaren yasal faiz, geriye kalan kısım için 31.12.1999 tarihine kadar reeskont,01.01.2000 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve bu davanın konusunun tedavi gideri kapsamında bulunan protez bedeline ilişkin olup, daha önce açılan davaların ise sürekli iş gücü kaybı nedeniyle davacının uğradığı maddi zararın tazminine yönelik bulunduğu anlaşıldığından, davalının bu isteme yönelik kesin hüküm itirazının yerinde olmadığı, öte yandan davacının kaza sonucu cismani zarara uğraması nedeniyle TTK'nun 767/5, son cümlesi hükmü uyarınca kazada bir yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının mümkün olmayıp, kanunda açık bir düzenleme de bulunmadığından sözleşmeden kaynaklanan tüm borç ilişkilerine uygulanabilen genel hüküm niteliğindeki B.K.nun 125. maddesi delaletiyle davada ileri sürülen istemin 10 yıllık zamanaşımı süresinde davaya konu edilmesinin mümkün bulunmasına ve davanın anılan süre içinde açılmış olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, uğradığı kaza sonucu sol ayağı kesilen davacının ömür boyu kullanmak zorunda olduğu protez ayak nedeniyle oluşan maddi zararına olay tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmişse de, ayağın kaybı nedeniyle kullanılması gereken protezin ancak belli bir iyileşme süresinden sonra takılabilmesi tıbben mümkün olduğundan, zararın anılan tarihte doğduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda, davacının yarasının niteliğine, kesiğin durumuna göre, protezi tıbben ilk kez hangi tarihten itibaren kullanmasının mümkün olduğu hususunda uzman bilirkişiden rapor alınarak, davacının protez gideri nedeniyle uğradığı zararın başlangıcının tespit edilmesi ve belirlenecek bu tarihten itibaren faize karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde henüz zararın doğmadığı olay tarihinden itibaren faize karar verilmesi doğru görülmemiş olup, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy