(1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Yozgat Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.05.2001 tarih ve 2000/614-2001/317 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı kooperatifin ortağı olduğunu, aidatların ödenmediğinden bahisle ihracına karar verildiğini, oy birliği ile alındığı açıklanan bu kararın iki imzalı olarak adına faksla tebliğ edilmesinin yasal olmadığını, kararda bahsedilen ihtarnamelerin kendisine tebliğ edilmediğini, aidatlarını ödediğini, ihraç kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, kooperatif yönetiminin kendisine hasmane tutum sergilediğini ileri sürerek, ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, aidatları ödenmediği için davacının ihracına karar verildiğini, yasal süre içerisinde dava açılmadığı gibi, genel kurula da başvurulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, aidatları ödemediğinden bahisle davacıya ihtarnameler keşide edildiği, bu ihtarnamelerin yasal unsurları taşımadığı gibi tebliğde edilemedikleri, 20.04.2000 tarih ve 1 numaralı yönetim kurulu kararı ile davacının ortaklıktan ihracına karar verildiği, iki üye ile karar verilmiş ise de anasözleşmede buna engel bir durumun olmadığı, kararın şeklen geçerli bulunduğu, davacının ihraç kararının kendisine faksla bildirildiğini kabul ettiği, ayrıca bu kararın adresine APS yoluyla tebliğ edildiği, bu tebliğini adresinde Mehmet Karataş imzasına yapıldığı, çıkarma kararını bildiği, bu nedenle araştırma yapılmadığı, davanın üç aylık süre geçirildikten sonra 14.09.2000 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Yasa'nın 16/3 ncü maddesi hükmü uyarınca çıkarma kararının ortağa tebliğinden itibaren üç ay içinde iptali için dava açılmaz ise ihraç kararı kesinleşir. Dava açmaya ilişkin bu süre, hak düşürücü nitelikte olup, mahkemece de, kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Ancak, sürenin başlayabilmesi için kararın tebliği zorunludur. Ortağın haricen öğrenmesi, hatta kararın yüzüne karşı verilmesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Bu hususta çekişme olduğu takdirde tebliğin yapıldığını, ihraç kararı veren kooperatif ispat etmek durumundadır. Tebliğ yapılmaması veya usulsüz tebliğ halinde hak düşürücü sürenin başladığından bahsetmek mümkün değildir. Uyuşmazlığa konu olayda davacı dilekçesinde ihraç kararının kendisine faksla bildirildiğini açıklamış ise de bir tarihten bahsetmemiştir. Davalı temsilcisi de iptali istenilen kararın davacıya faksla değil, APS ile bildirildiğini savunmuştur. Yapılan araştırmada APS gönderisinin 26.04.2000 tarihinde doğrudan Mehmet Karataş imzasına tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili, 10.05.2001 havale tarihli dilekçesinde bu tebligatın usulsüz bulunduğunu savunmuştur. O halde, mahkemece APS ile yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığı araştırılıp, davanın yasal sürede açılıp açılmadığı tespit edilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy