(6762 S. K. m. 58, 64)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.07.2004 tarih ve 2002/333-2004/410 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili ile sözleşme yapmaksızın tuvalet kağıtları üzerinde TSE markasını izinsiz olarak kullanarak markaya tecavüz ettiğini, müvekkilinin bu eylemden dolayı maddi ve manevi zarara uğradığını sürerek, markaya tecavüzün önlenmesini, 3.225.000.000-Lira maddi ve 500.000.000-Lira manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu edilen tuvalet kağıtlarının müvekkilince üretilmediğini, müvekkili şirket ile dava dışı şirket arasında anlaşma çerçevesinde dava dışı şirket tarafından üretildiğini, mevzuat gereği TSE. markasını alıp kullanma yükümlüğünün üretici şirkete ait olduğunu, tuvalet kağıtları üzerinde müvekkilinin yalnızca markası bulunduğunu savunarak, davanın husumet ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar doğrultusunda, dava konusu ürünlerin dava dışı şirket tarafından imal edilen ürünler olduğu, davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın pasif husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava, tescilli markanın haksız kullanımından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davalıya husumet yöneltilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddi cihetine gidilmiştir.
Oysa, iddiadan, savunmadan ve tespit bilirkişisi raporundan, davalı şirket ile dava dışı şirket arasında yapılan anlaşma çerçevesinde, davalı şirket için üretilen ve davaya konu edilen tuvalet kağıtları üzerinde, davalının markası yanında, davacıya ait TSE. markasının da bulunduğu uyuşmazlık konusu olmadığı gibi, bu husus dosya kapsamı ile de sabit olup, mahkemenin, davacının markasının izinsiz kullanıldığı ürünün dava dışı şirketçe üretildiğinden bahisle davalıya husumet yöneltilemeyeceği şeklindeki gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalıya husumet yöneltilebileceği gözetilip işin esasına girilmek ve sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yerinde görülmeyen yazılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy