(6762 S. K. m. 4, 1361)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.05.2004 tarih ve 2002/53-2004/470 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkile şirkete taşıma sigorta poliçesiyle sigortalı petrol ürünlerinin Belçika'dan Türkiye'ye, Konya ve Kilitbakır gemileri ile taşınması işini davalının üstlendiğini, varma limanında emtianın eksik olduğunun tespit edildiğini, müvekkiline 1.495.000.000 lira ödendiğini ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kaptanın yüklerin yüklendiği gibi boşaltıldığına ilişkin yazılı çekincesi ile hasarın varlığını kabul etmediğini ortaya koyduğu nu, dolayısıyla hangi hasardan ne şekilde haberdar olduğunun açıklanması gerektiğini, kaptanın katılımı ile bir zarar tespiti de bulunmadığını, T.T.K.'nun 1065'nci ve 1066'ncı maddelerindeki karinesinin, her iki taşıma için müvekkili lehine oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi asıl raporu ve ek raporuna göre, malın gemiden hasarlı çıktığının yetkili ve ilgililerin imzaladıkları tutanaklarla belirlendiği ve kaptanın da muhalefet Şerhi koyduğu, malların taşıma dışında bir nedenle eksik teslim edildiğini bildirilmediği ve ispat da edilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-) Dava, TTK.'nun 1361'nci madde hükmüne dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Dava sırasında hükümden önce, 28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 sayılı Kanun ile 6762 Sayılı Türk ticaret Kanunu'nun 4'ncü maddesine İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çerçevesi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir. Fıkrası eklenmiştir. Bu düzenleme uyarınca hükümden sonra, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile İstanbul'da Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurulup, faaliyete geçirilmiş ve yargı alanı İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlenmiş olup, bu hususlar aynı Kurul'un 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı Kararı ile de bir kez daha vurgulanmıştır.
Somut olayda, dava, davacının sigortalısı taşıtan ile davalı taşıyan arasında deniz yolu ile taşıma sözleşmesine dayalı olarak, davalının sorumluluğuna ilişkin olup, 6762 sayılı TTK.'nun Deniz Ticareti başlıklı 4'ncü kıtasında düzenlenen 1061 vd. madde hükümlerinin uygulanması gerektiğinden davanın görülüp sonuçlandırılmasının denizcilik ihtisas mahkemesinin görevine girdiğinin kabulü gerekmektedir. Nitekim, T.T.K.'nun 1361'nci madde hükmü Beşinci Kitap içerisinde kalsa da, davacı taşıma sigortacısı, selefinin Dördüncü Kitap hükümlerine dayalı haklarına halef olmuştur. Mahkemelerin görevi, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekeceğinden, mahkemece görevsizlik kararı verilmek üzere, hükmün bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy