(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.10.2003 tarih ve 2003/196-2003/708 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların keşidecisi ve lehdarı olduğu çek için lehdar Mehmet tarafından açılan zayi nedeniyle çek iptali davası sırasında mahkemece konulan ödeme yasağına rağmen müvekkili bankaca çek'i ibraz eden hamile sehven ödeme yapıldığını, bunun üzerine çek iptal davasından vazgeçen Mehmet'in, keşideci ile birlikte açtığı davanın müvekkili aleyhine sonuçlandığını ve icra dosyasına 2.623.281.000.-TL ödenmek zorunda kalındığını, oysa davalılar ile dava dışı T. A.Ş.arasındaki ticari ilişki nedeniyle gerçekte çek'in keşide edildiğini, çek'i ibraz eden son hamil ile bir önceki cirantanın bu A.Ş.'nin çalışanı olduklarını, şirket yararına çek'in ibraz edildiğini, ödeme yasağı kararının haksız alındığını, davalıların lehine bir durum ortaya çıktığını, Mehmet'in aslında çek istirdat davası açması için süre alması aşamasında iptal davasından kötü niyetle vazgeçtiğini, müvekkilinin iki kez ödeme yapmak durumunda kaldığını, davalıların gerçekte borçlu oldukları çek'i ödeterek borçtan kurtulduklarını ileri sürerek, 2.623.281.000.-TL'nın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, o davada alınan ilamın tarafları ve konusunun aynı olduğunu, müvekkillerinden şirket hakkında o davanın red edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalılardan keşideci olan şirketin hesabından hamile ödeme yapan bankanın, keşideciden ödeme talep edemeyeceği, diğer davalı bakımından kesin hüküm engeli bulunduğu, o ilam gereğince ödeme yapan davacının, ödediğini o davayı kazanandan isteyemeyeceği, davacının esasen ödeme yasağına uymamasının sorumluluğu altında olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Davalılardan Mehmet Meral'in lehdarı olduğu çek'in zayi nedeniyle iptali için açtığı davada verilen ödeme yasağı kararına rağmen, muhatap banka Türk Ticaret Bankası'nın hamil Kadir T.'e ödeme yaptığı sabit ve çekişmesiz olup, Mehmet M.'in ve keşideci M. Ltd.Şti.'nin açtığı dava sonunda, muhatap bankanın, salt ödeme yasağına aykırı davrandığı gerekçesiyle, sadece Mehmet M.'e karşı sorumluluğuna dair verilen karar, temyiz üzerine Dairemiz'ce onanmış ve kesinleşmiş, muhatap banka, bu ilamın infazı nedeniyle icra dosyasına ödeme yapmıştır.
Muhatap banka, bu ödediği meblağın o ilamın davacıları olan lehdar Mehmet M. ve keşideci M. Ltd.Şti.'nden tahsilini işbu davada talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davalılardan Mehmet M. yönünden kesin hükmün varlığı gerekçesiyle, diğer davalı yönünden ise yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan M. Ltd.Şti. hakkında davanın reddine ilişkin hüküm bölümüne yönelik davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün, bu davalı bakımından onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin, davalılardan Mehmet hakkındaki davanın reddine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; o davada oluşturulan ilam, salt ödeme yasağına aykırılık maddi vakıasına dayalı olup, davacı bankanın, işbu davada dayandığı maddi vakıalar davalılardan Mehmet bakımından tamamen farklıdır ve özü itibariyle bu davalının meşru hamil olmadığı ve nedensiz zenginleştiği maddi vakıasına dayalı iddiayı içermektedir. O davanın tarafları ile bu davanın tarafları ve dava konusu edilen hak yani talep sonucu aynı ise de, dava nedeni olan dayanılan maddi vakıa aynı değildir. Bu itibarla, HUMK.'nun 237 nci maddesinde yazılı kesin hüküm koşullarından biri olan, istinat olunan sebebin aynılığı koşulu, somut olayda gerçekleşmemiştir. İşbu davada davacı bankanın dayandığı maddi vakıalar ile davalılardan Mehmet'in davacı olarak o davada dayandığı maddi vakıalar aynı olmadığı için, kesin hükmün varlığından söz etmeye olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, dava dilekçesinde dayanılan maddi vakıaların kanıtlanması olanağının davacı tarafa tanınması, davacı delillerinin ve buna karşı davalılardan Mehmet'in varsa karşı delillerinin de sorulması, iddia ve savunmanın birlikte değerlendirilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalılardan Mehmet bakımından salt kesin hükmün varlığı gerekçesine dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu davalıya ilişkin hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin davalılardan M. Ltd.Şti. hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün, bu davalı bakımından ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin diğer davalı Mehmet hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün bu davalıya ilişkin bölümünün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy