(818 S. K. m. 47)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.10.2003 tarih ve 2001/366-2003/1164 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2004 günde davalı avukatı N. gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, davalı işletmeye ait banliyö trenine yolcu olarak binen müvekkilinin, trenin çok kalabalık olması ve kapıları açık olarak aniden hareket etmesi neticesinde tren ile peron arasına düşerek sağ bacağını ve beyinsel fonksiyonların kısmen kaybettiğini ileri sürerek, asıl davada ( 500.000.000.- )TL maddi ve birleşen davada ( 30.000.000.000.- )TL maddi ve ( 10.000.000.000.- )TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, kazanın meydana gelmesinde davalının %25 oranında kusurunun bulunduğu, davacının geçirdiği kaza nedeniyle %43 oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davalarda toplam ( 25.076.806.002.- )TL maddi ve takdiren ( 6.500.000.000.- )TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, uğranılan cismani zarardan dolayı maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. Borçlar Kanunu'nun 47 nci maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önüne alarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı asıl olarak ne tazminat ne de bir cezadır. Amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmak ve ruhi ızdırabını dindirmek olması nedeniyle tazminata benzer bir fonksiyonu vardır. O halde tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olaya dönüldüğünde, zararlandırıcı olayın 15.09.1991 tarihinde meydana geldiği, 10.04.2001 tarihinde açılan işbu davanın yargılaması sonucunda ise davacı yararına ( 6.500.000.000 )TL manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır. Özellikle, olayın meydana geldiği tarih itibarıyla hüküm altına alınması gereken manevi tazminat olay tarihinden itibaren yürütülen ticari temerrüt faizi de dikkate alındığında miktarı fahiş görülmüş olup, davacı yararına daha ılımlı bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi açısından, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 )numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy