(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.07.2004 tarih ve 2001/647 - 2004/199 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete sigortalı mahallin 29.06.2001 tarihinde davalının işyerinde çıkan yangın sonucu hasara uğradığını, yangından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek TTK. nun 1301 nci maddesi gereğince sigortalıya ödenen 2.639.000.000.-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, yangının müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığının yangın raporu ve hazırlık soruşturması ile sabit olduğunu, dolayısıyla davacının sigortalısına ödediği hasar bedeli için müvekkiline rücu edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının işyerinde meydana gelen yangının davalının kusurundan kaynaklanmadığı, herhangi bir kasıt, ihmal, dikkatsizlik ve tedbirsizliğinin olmadığı, yangına LPG tüpünün dedantöründe oluşan arızanın neden olduğu, bu yüzden davacının sigortalısına ödediği hasar bedeli için davalıya rücu edemeyeceği gerekçesiyle haklı görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava işyeri sigorta poliçesi nedeniyle rucüen tazminat isteğine ilişkindir. İtfaiye tarafından tutulan yangın raporunda; davalı kafeteryasındaki LPG tüpünün dedantöründen sızan gazın ocak ateşinde parlaması ile yangının çıktığı ve gelişerek dükkanlara sirayet ettiği, zabıta tarafından düzenlenen olay yeri tutanağında ise; mutfak kısmında yağın ateş alması sonucu yangının çıktığı, tüplere sıçraması ile genişleme gösterdiği belirtilmiştir. Yangının çıkış sebebi tam olarak açıklığa kavuşturulmadığı gibi her iki halde de gerekli dikkat ve özeni göstermeyen davalının kusursuz kabul edilmesi mümkün değildir. Dedantördeki gaz kaçağını fark edip, bakımını yaptırmayan ya da yağı alev alacak kadar uzun süre ocak üzerinde bırakan ve anında olaya müdahale etmeyerek yangının pasaja sirayet etmesine neden olan davalının meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerektiği ve eğer dedantörde bir arıza varsa bunu üreten firmaya davalının rücu edebileceği düşünülmeden yazılı gerekçe ile ve yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy