(1163 S. K. m. 27) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.07.2004 tarih ve 2002/158-2004/517 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.11.2005 günde davacı avukatı Eser Öztürk gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl davada, müvekkilinin kooperatif ortağı iken haksız olarak ihraç edildiğini, ihraç kararına dayanak gösterilen ihtarların şekil ve içerik olarak yasal şartları taşımadığını, zira, elden belgesiz ödemeler, makbuzlu ödemeler ve senet iadeli ödemelerin kooperatifin kiracısı olduğu konutun kira bedellerinden aylık 500 USD. nin üye aidatının ve anılan mecurda kooperatifçe kullanılan telefon, elektrik, su bedeli ile menkul malların kullanımından ve mecurda oluşturulan hasar bedellerinin mahsup edilmediğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini, birleşen davada ise müvekkilince kooperatife kiralanan mecur ile ilgili olarak yıllardır kira bedellerinin aidat borcundan mahsup edildiği bildirildiği halde yeni yönetimce kiracılığın inkar edilip eski borçların kira bedelinden mahsup edilmesine rağmen, mahsup edilmemiş gibi borç çıkarılıp ortaklıktan ihraca yeltenildiğini, yeni yönetim döneminde de hiçbir mahsup yapılmadığını, bu nedenle birikmiş aidat alacakları için kooperatif aleyhinde icra takibine girişildiğini, ancak itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacının kiracısı olmadığını, bu nedenle aidat borcundan düşülmesi gereken kira borçları bulunmadığını, ihraç kararının yasa ve anasözleşmeye uygun olduğunu, birleşen dava açısından da, ihraç kararının iptali davasında kira bedellerinin aidat borçlarına mahsup edildiğinin iddia edilmesine rağmen, aynı kira bedeli ve diğer alacakların kooperatiften icra takibi yoluyla istendiğini, takipte istenen şekilde kooperatifin borcu olmadığını, aynı istemli birden fazla takip yapıldığını ve takiplerin itirazla durdurulduğunu, değer takipler için haksız olduğunu bilen davacının itirazın iptali davası açmadığını, dava konusu takibin de kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddi ile %40 kötüniyet tazminatı istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanılar ve bilirkişi raporuna göre, davalı kooperatifin davacı ortağa ait konutla 01.12.1996 tarihinden Mart 2000 sonuna kadar kiracı ve kira bedelinin 500 USD. lik kısmından sorumlu olduğu, kooperatif yetkililerinin imzasını taşıyan 16.12.1999 tarihli belge ile aylık 500 USD kira bedellerinden 36 aylık tutarının davacının aidat borçlarından mahsup edildiği ve mahsuptan sonra dahi davacının 1.482.117.519 TL. aidat borcu kaldığı, davacının, ihracına ilişkin genel kurul kararına göre gecikme faizi hariç 21.12.2001 tarihine kadar ödemekle yükümlü olduğu aidat toplamından yaptığı ödemeler çıktıktan sonra kalan miktardan 3 aylık kira alacağı ve varlığını iddia ettiği telefon, elektrik borcu olan 5.272.000.000 TL. mahsup edilse dahi aidat borcunun tamamın tahsil edilemeyeceği gerekçesiyle her iki davanın da reddine karar verilmiştir.
1- Asıl dava, davacının kooperatiften ihracına ilişkin kararın, yasa, anasözleşme iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiasına dayalı iptal davasıdır. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27 nci maddesine göre, parasal edimlerini yerine getirmeyen ortağın ilk ve ikinci ihtarlarda verilecek süre içinde de bu edimi yerine getirmemiş olması durumunda ortağın ihracına karar verilebilecektir. Davalı kooperatifin anasözleşmesinin 14/2 nci maddesinde ise aidat borcunun 30 gün geciktirilmesi durumunda ihtarnamenin keşide edileceği benimsenmiştir.
Somut olayda davacıya gönderilen 09.06.2000 tarihli 1 nci ihtarda davacının 08.05.2000 tarihi itibariyle 3 ncü döneme ait aidat borcunun 2.100.000.000 TL. olduğu ve bunun işlemiş faizi ile birlikte toplam tutarının 10 gün içinde ödenmesi istenmiştir. İhtarnamede belirtilen 3 ncü dönem 5.10.1999-15.08.2001 tarihlerini kapsamaktadır. İhtarnamenin keşide edildiği tarihte 3 ncü döneme ait aidat tutarı olan 2.100.000.000 TL. nın içinde 05.05.2000 ayına ait aidat tutarı da dahildir. 2000 yılı Mayıs ayı aidatının en erken ödeme tarihi 05.05.2000 tarihidir. Ancak son ödeme tarihi konusunda kesin bir vade kararlaştırılmadığına göre en geç Mayıs ayı sonuna kadar ödemenin yapılması gerektiğinin kabulü gerekmektedir. Bu durumda anasözleşmenin 14/2 nci maddesinde öngörülen aidatların 30 gün geciktirilmesi şartının 31.05.2000 tarihinden 30 gün sonraki tarihte gerçekleştiğinden, ilk ihtarnamenin keşide edildiği 09.06.2000 tarihinde 30 günlük süre dolmadığından geçersiz bu ihtara dayalı olarak alınan ihraç kararı yasa ve anasözleşmeye aykırıdır. Mahkemece ihraç kararının iptali davasının kabulüne karar vermek gerekir iken, yazılı gerekçeyle reddedilmesi doğru görülmemiştir.
2- Birleşen itirazın iptali davası açısından, mahkemece hükme esas alının bilirkişi raporunda davacının kooperatife olan aidat borcunun davalıdan alacağı olan kira bedellerinin mahsubunun yanında 21.12.2001 tarihine kadar ödediği tutarlar ve elektrik, telefon ücretleri dahi dikkate alınsa bile kooperatife borçlu durumda olduğu belirtilmiş ve bu rapora göre itirazın iptali davası reddedilmiştir.
İtirazın iptali davasına konu ödeme emrinde davacı yan Aralık 1996 ile Mart 2000 tarihleri arasında 40 aylık kira bedeli tutarı ve ayrıca mecurda kullanılan elektrik ve telefon faturalarından kaynaklanan borcu toplayarak istemde bulunmuştur. Her ne kadar takip tarihi 15.09.2000 ise de, davacının talebi ile bağlı kalınarak Mart 2000 tarihine kadar kira bedeli ve davacı yanca ödendiği iddia edilen elektrik ve telefon faturalarının ödendiği tarih itibariyle davacının alacağının belirlenip, takip tarihi itibariyle davacının aidat borçlarından mahsubu gereken tutarın belirlenmesi, bu belirleme yapılır iken de kooperatif yöneticilerinin imzasını taşıyan 16.12.1999 tarihli belgede sözü edilen Aralık 1999 tarihine kadar kooperatif lehine oluşan 1.482.117.519 TL. nin dikkate alınması gerekmektedir. Diğer bir anlatım ile, 16.12.1999 tarihi itibariyle davalı kooperatifin alacak tutarı belirlendiğine göre bu tutara davacının takip tarihine kadar oluşan aidat borcunun eklenmesi, bulunan toplam borç miktarından davacının mahsup dışı bırakılan Aralık 1999-Mart 2000 arası 4 aylık kira alacağı, yine kooperatifçe 16.12.1999 tarihli yazı ile ödenmesi/mahsubu kabul edilen telefon faturasından kaynaklanan davacı alacağı ve kooperatifçe ödenmesi gereken elektrik borcunun bulunup bulunmadığının tespiti ile sonuçta takip tarihi itibariyle davacının alacaklarından davalı kooperatifin borçları arasındaki farkın dikkate alınarak hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece bu hususlarda denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir edilen 400,00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 01.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy