(2709 S. K. m. 125, 141, 155) (4501 S. K. Geç. m. 1) (2575 S. K. m. 23, 24) (2577 S. K. m. 2) (4673 S. K. Geç. m. 2) (406 S. K. m. 2) (4686 S. K. m. 10, 15)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 13. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.04.2004 tarih ve 2004/6 - 2004/204 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2005 gününde davacı avukatları ... ve ...ile davalılardan Türk Telekomünikasyon Kurumu avukatları ... ve ... ve davalı Ulaştırma Bakanlığı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Ulaştırma Bakanlığı ile müvekkili şirket arasında 27.04.1998 tarihinde
Davalı Ulaştırma Bakanlığı vekili, iptali istenilen dava konusu 18.10.2001 tarih ve TK.0.11.01/7213-14628-8442 sayılı kararın, Telekomünikasyon Kurumu işleminden kaynaklandığını, müvekkili ile bir ilgisi bulunmadığını, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 15 nci maddesinde yazılı iptal koşullarının da bulunmadığını, ICC nezdinde yapılan tahkim yargılaması ve verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Telekomünikasyon Kurumu vekili, söz konusu kararın, yabancı hakem kararı niteliğinde olmadığını, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 20.06.1996 gün ve 2781/3533 sayılı kararında da belirtildiği üzere, tarafların tahkim sözleşmesi veya koşulunda Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim Hakemliğine başvurulacağını kabul etmeleri halinde, bu konudaki uyuşmazlık üzerine Türkiye'de verilen hakem kararlarının yerli hakem kararı sayılacağını, aynı konuda davacı tarafından Danıştay 10. Dairesinde dava açıldığını, davacının hak arama özgürlüğünün kısıtlandığı iddiasının yerinde olmadığını, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 15 nci maddesinde yazılı iptal davası açma şartlarının bulunmadığını, ICC Kurallarının 28/6 ncı maddesi gereğince tahkim heyeti tarafından verilen karar hakkında iptal davası açılmasının da mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 15 nci maddesi uyarınca açılacak iptal davası neticesinde hakem kararlarının ancak, tahkim anlaşmasının taraflarından birinin ehliyetsiz ya da tahkim anlaşmasının tarafların anlaşmayı tabi kıldıkları hukuka veya böyle bir hukuk seçimi yoksa Türk Hukuku'na göre geçersiz olması, hakem veya hakem Kurulu'nun seçiminde, tarafların anlaşmasında belirlenen veya bu kanunda öngörülen usullere uyulmaması, hakem veya hakem kurulunun, tahkim anlaşması dışında kalan bir konuda karar vermesi veya istemin tamamı hakkında karar vermemesi ya da yetkisini aşması, tahkim yargılamasının, usul açısından tarafların anlaşmalarına veya bu yönde bir anlaşma bulunmaması halinde, bu kanun hükümlerine uygun olarak yürütülmemesi ve bu durumun kararın esasına etkili olması, tarafların eşitliği ilkesinin gözetilmemesi, hakem veya hakem kurulu kararına konu uyuşmazlığın Türk Hukuku'na göre tahkime elverişli olmaması veya kararın kamu düzenine aykırı olması halinde iptalinin gerekebileceği, davacı tarafın öne sürmüş olduğu "hakem heyeti kararının süresinde verilmediği, hukuka ve kamu düzenine aykırı olduğu, hak arama hürriyetinin ortadan kaldırıldığı" iddialarının geçerli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, 21.06.2001 gün ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu gereğince müvekkilinin 26.11.2001 tarihinde ICC Uluslararası Ticaret Odası nezdinde
21.06.2001 gün ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 15 nci maddesinde, hakem kararlarına karşı açılacak iptal davalarına ilişkin düzenleme yer almaktadır. Maddenin (A) bendinin (1) numaralı alt bendinde, tarafların iptal nedenleri olarak ileri sürebileceği hususlar düzenlenmiş olup,
Açıklanan yasal düzenlemeden sonra, dava konusu uyuşmazlığa gelindiğinde; Davacı Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. ile davalı T.C.Ulaştırma Bakanlığı arasında 27.04.1998 tarihinde
Davacı Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. vekili, 18.12.1999 tarih ve 4492 sayılı Yasa ile değiştirilen 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 23/d maddesi ve 18.12.1999 tarih ve 4492 sayılı Yasa ile değişik 2577 sayılı İYUK.nun 2/c maddesi gereğince, tahkim yolu öngörülen kamu hizmeti ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların, İdari Yargının ve Danıştay'ın yargılama yetkisi dışında bırakıldığını, Anayasa'nın 155 nci maddesindeki 4446 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrası, Danıştay'ın imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında inceleme yetkisinin, görüş bildirme yetkisine dönüştüğünü ve Danıştay'ın görüş bildirme süresinin iki ay ile sınırlandırıldığı, bu düzenleme karşısında, Danıştay'ın iki ay içinde görüş bildirmemesi halinde, sözleşmenin yürürlüğe gireceğini ve baştan itibaren hüküm ifade edeceğini iddia etmiştir. Mahkemece, davacı ile davalı T.C. Telekomünikasyon Kurumu arasındaki sözleşmenin Danıştay'a gönderilmesinden sonraki iki aylık sürede görüş bildirilmemiş olması karşısında, Anayasa ve Yasalardaki değişiklikler de göz önüne alınarak, sözleşmenin hangi tarihte yürürlüğe girdiği ve dolayısıyla tahkim şartına ilişkin sözleşme hükmünün, tahkimde açılan dava tarihi itibariyle yürürlükte olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, bu konudaki davacı itirazlarının değerlendirilmemesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan; 21.06.2001 gün ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 10 ncu maddesinin (B) bendinde yazılı bir yıllık sürenin ne zaman başladığı ve hakem heyetinin bir yıllık sürede karar verip vermediği ya da bir yıllık sürenin uzatılıp uzatılmadığının da mahkemece incelenmesi gerekmekte olup, bu konularda eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)