(2004 S. K. m. 72) (1163 S. K. m. 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kastamonu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.01.2004 tarih ve 2003/107-2004/7 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, akçalı yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen hakkında icra takibinde bulunduğunu, takibin kesinleştiğini ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitine, % 45 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının takip tarihi itibariyle 645.670.832 TL borcunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, aidat ve gecikme faizi alacağının tahsili için yapılan icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı, bir takım ödeme belgeleri sunarak davalı kooperatifin yapmış olduğu icra takibinde borçlu bulunmadığını ileri sürmüştür. Davalı, 20.05.1999 tarihi itibariyle başlatmış olduğu ilamsız icra takibinde 1998 yılı Kasım, Aralık, 1999 yılı Ocak, Şubat ve Mart ayları aidat toplamı 150.000.000 TL ile Temmuz 1998 tarihinden itibaren dokuz aylık gecikme faizi toplamı 337.500.000 TL alacağının tahsilini talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının Nisan 1998'den itibaren ödemesi gerekli aylık aidat borcu 30 Milyon TL kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Ancak, davalı kooperatifin 19.04.1998 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının 8 nci maddesinde ortaklardan Nisan 1998 tarihinden Nisan 1999 tarihine kadar aylık 15 Milyon TL aidat alınmasına karar verilmiştir. Kooperatiflerde aidatları belirleme yetkisi genel kurula ait olup, bu yetkinin başka bir organa devri mümkün değildir. O halde, davacının birden çok hisse sahibi olup olmadığı araştırılmadan, Nisan 1998 tarihinden sonraki aylık aidat miktarının genel kurul kararından farklı hesaplanması nedenleri üzerinde durulmadan ve gerektiğinde anılan yönler bakımından bilirkişiden ek rapor alınmadan veya kayıtlar üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Ayrıca, davalı kooperatifin aidat alacağı ve gecikme faizi alacağı ayrımı yaparak icra takibinde bulunduğu, icra takip tarihi itibariyle davacının 48.500.000 TL aidat ve 597.170.832 TL gecikme faizi borcunun olduğu tespit edilmesine rağmen, takip talebindeki koşullar dikkate alınmadan talep edilen toplam borcun, tespit edilen toplam borçtan fazla olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi de kabul şekli bakımından yanlış olmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy