(2004 S.K. m.16, 60, 62, 66, 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 9.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.11.2003 tarih ve 2002/1223-2003/1147 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının, TTK.nun 1301 nci madde hükmüne dayalı olarak davalı aleyhine açtığı rücu davası sonunda, mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlamsız icra yolu ile başlatılan takip üzerine, davalı-borçlu sigorta şirketine ödeme emri 13.11.2001 günü tebliğ edilmiş, icra müdürlüğünce de tebliğ tarihi bu şekilde kabul edilmiş olup, İİK.nun 60 ncı ve 62 nci madde hükümlerinde yazılı 7 günlük itiraz süresi geçirildikten sonra, 22.11.2001 havale tarihli dilekçe ile borçlu vekili takibe itiraz etmiştir. Aynı Kanun'un 66 ncı madde hükmüne göre, eğer itiraz süresinde değil ise, alacaklının talebi üzerine takip işlerine devam edilir. Bu durumda, süresi içinde yapılan bir itiraz ile takibin aynı madde hükmü uyarınca durması üzerine, açılması mümkün olan itirazın iptali davasının aynı Kanun'un 67 nci madde hükmünde yazılı koşullardan biri somut olayda oluşmamıştır.
Diğer yandan, somut olayda, icra müdürlüğünce takibin durmasına karar verilmiş olup, bu kararın süreye tabi olmaksızın şikayet yolu ile mercii hakimliğinden alınacak karar ile davacı tarafından kaldırılması yoluna başvurulmadan, davanın bu aşamada erken açıldığının kabulü ile davanın bu gerekçe ile reddi gerekir. Ne var ki, itiraz dilekçesi Kadıköy 3 ncü İcra Müdürlüğü aracılığı, takibin yapıldığı Ankara İcra Müdürlüğü'ne gelmiş olup, dilekçede tek bir havale tarihi bulunmaktadır. Bu dilekçenin elden veya PTT yolundan hangisi ile gönderildiği anlaşılamadığı gibi, havalinin hangi yer icra müdürlüğüne ait olduğu da belli değildir.
Bu durumda, mahkemece, esasen re'sen üzerinden durulması gereken bu yön yeterinde araştırılarak, itirazın süresinde olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, bundan sonra gerektiğinde esasa girilmesi sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu noktada yapılan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy