(2918 S. K. m. 48) (6762 S. K. m. 1281/2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada S. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.03.2004 tarih ve 2002/172-2004/50 sayılı kararın Yargıtay' ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2005 günde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi A.O. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin kasko sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına aldığı müvekkiline ait aracın kaza yaparak hasar gördüğünü, davalı şirketin poliçe ve teminat verdiği zararı tazmin etmediğini ileri sürerek, 35.609.280.000 TL. nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, kaza anında araç sürücüsü C. 'in alkollü olduğunu bu nedenle hasarın poliçe teminatı kapsamının dışında kaldığını, ayrıca davacının sigorta şirketine yazdığı yazı ile hasarının 24 milyar TL. olduğunu belirttiğini, fazlasının dava konusu edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, kesinleşen ceza mahkemesi kararında sanık olarak yargılanan diğer araç sürücüsünün kusursuzluğunun tespit edildiği, bu kararın hukuk hakimini bağlayacağı, karara dayanak olan bilirkişi raporunda davacıya ait aracın sürücüsünün 8/8 oranında kusurlu olduğunun saptandığı, bu nedenle yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda davacının sürücüsünü 2/8 kusurlu olduğuna ilişkin belirlemeye itibar edilmediği kazadan sonra alınan alkol raporunda her ne kadar kandaki alkolün promil miktarı saptanmamış ise de alkolün varlığının belirlendiği, ilk rapordan 5 saat sonra alınan alkol raporunda sürücünün alkolsüz olduğu saptamasının kaza anında alkolsüz olduğu sonucuna götürmeyeceği, kazanın salt alkolün etkisi ile oluşmadığını davacının kanıtlaması gerektiği halde mevcut deliller karşısında kazanın oluşumunda başkaca nedenlerin etkisinin bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava kasko sigorta poliçesi teminatının ödenmediği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, dosyada mevcut alkol raporu ile davacıya ait aracın sürücüsünün kaza anında alkollü olduğunu, karşı araç sürücüsünün de kazada kusurunun bulunmadığının ceza mahkemesi kararı ile belirlendiği, kazanın oluşumunda başka etkenlerin varlığını davacı yanın kanıtlayamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Bu kabul şekli ile kazanın alkolün etkisi altında oluşmadığının kanıtlanması yükünün davacı sigortalıya düştüğünün kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Sigortalının tazminat talebi, davalı sigorta şirketi tarafından 23.7.2002 tarihli yazı ile sigortalı aracın sürücüsünün kaza anında alkollü olduğu, poliçe genel koşullarının A.5.5 maddesi gereğince hasarın poliçe teminatı dışında kaldığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin genel koşullarının A. 5. 5 maddesine göre; taşıtın uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu'nun yasakladığı miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen hasarların teminat dışında kaldığı belirtilmiştir.
Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneğini kaybeden kişilerin karayollarında araç sürmeleri yasaklanmış ve anılan Yasa'ya dayanılarak çıkarılan yönetmeliğin 110. maddesi ile de 0.50 promil üstünde alkol alınmış olması araç sürme yasağı kapsamında değerlendirilmiştir. Yönetmeliğin bu maddesi Yasa'da belirtilen güvenli araç sürme yeteneğinin kaybedilmiş olması şartını içermediğinden yasaya aykırıdır. Yasaya aykırı yönetmelik hükmünün poliçe genel koşulu olarak kabulü mümkün olmadığından soyut olarak alkolün varlığı nedeniyle hasar talebinin reddi yerinde değildir.
O halde mahkemece, TTK'nun 1281/2. maddesi uyarınca sigorta teminatı dışında kalan hususların var olduğunu sigorta şirketinin kanıtlaması gerektiğine ilişkin hükmü gözetilerek kazanın salt alkolün etkisi ile oluşup oluşmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, taraf vekilleri duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy