(1163 S. K. m. 81, 98) (6762 S. K. m. 446)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.06.2004 tarih ve 2001/755-2004/547 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.01.2006 gününde davacı avukatı Mehmet Tevfik Tırpan gelip, davalı avukatının tebligata rağmen gelmediği, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin ortağı bulunduğu davalı kooperatifin 20.06.1992 tarihli genel kurulunda tasfiye kararı alınmasına karşın tasfiyenin tamamlanmadığını, oysa tasfiye kapsamındaki işlerin tamamlandığını, ileri sürerek, kooperatif yöneticilerinin tasarruflarının iptalini, zararları gidermede sorumluluklarının tespitini ve tasfiye tamamlanmak üzere kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif tasfiye kurulu ve denetçi vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece kooperatif kayıtları üzerindeki bilirkişi incelemesine ve ilgili hukuk ceza dava dosyalarına dayanılarak, 1163 S. K.nun 81. maddesince kooperatif süresinin sona ermesinin zorunlu olmayan bir dağılma nedeni olarak öngörüldüğü, 07.08.1999 tarihli genel kurulda yönetim ve tasfiye kurulu üyesi olarak atanan davalıların 05.11.2000 tarihli genel kurulda ibra edildikleri ve görevlerinin devamına karar verildiği, bu durumda 20.06.1992 tarihli tasfiye kararından dönüldüğünün kabulü gerektiği, genel kurulca yapılacak işlem olduğu sonucuna varılarak uzatım yoluna gidildiği, kooperatifin zarara uğramadığı, kooperatif organsız kalmadığından kayyım atanması isteminin yersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve anasözleşmede öngörülen özel nisap ve usullerle bu yolda alınmış bir karar bulunmadığı halde kooperatifin 05.11.2000 tarihli genel kurulunda alınan kararla tasfiyeden dönüldüğünün kabulü gerektiğine gerekçede yer verilmesinin isabetsiz olmasının sonuca etkili bulunmamasına; kooperatifin organsız kalmaması nedeniyle ancak yönetim kurulunun azli ile birlikte istenebilecek kayyım atanmasının reddinin yerinde görülmesine ve somutlaştırılacak zararın kooperatif sorumlularına ödettirilmesi istemiyle eda davasına konu edilebilecek hususların böyle bir tespit davası ile ileri sürülmesinin dinlenilirlik niteliğinin bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesinin genel atfı nedeniyle kooperatiflerin tasfiyesi işlerinde uygulanması gereken TTK. nun 446. maddesi ve davalı kooperatif anasözleşmesi'nin 87/5. maddesi hükümleri uyarınca tasfiye sürecindeki kooperatifin tasfiye kurulunca eskiden başlamış olup da henüz bitirilmemiş işler tamamlanır, taahhütler yerine getirilir, alacaklar ve gerektiğinde ödenmemiş sermayeler tahsil edilir.
Bu durumda, davalı kooperatifin tasfiye kararının alındığı 20.06.1992 tarihinde tamamlanması gereken yarım kalan işlerinin yerine getirilmesi gereken borç ve taahhütlerinin ve tahsili gereken alacaklarının neler olduğunun uzman bilirkişiler aracılığı ile kooperatifin anılan dönemi ve sonrasını kapsayan kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak belirlenmesi, değinilen tasfiye iş ve işlemlerinin ne şekilde ve ölçüde gerçekleştirildiğinin ve henüz tamamlanmayanların neler olduğunun saptanması asli tasfiye işleri dışında kalan tasarrufların tasfiye amacı ile bağdaşmayacağı, tasfiyeye girmiş kooperatifin faaliyetlerinin sadece bu amaçla sınırlı olduğu gözetilerek yapılacak değerlendirme sonunda davacıların bu yöne ilişen iddia ve istemleri hakkında bir karar verilmek gerekirken, somut herhangi bir irdeleme içermeyen yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı olduğu gibi hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentteki nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentteki nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, taktir edilen 450.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy