(1086 S.K. m. 275, 284) (1163 S.K. m. 46)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.09.2003 tarih ve 2002/431-2003/264 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, 23.06.2002 günü genel kurulun toplandığını, genel kurula çağrının usulsüz olduğunu, bilançonun gerçeğe uygun düzenlenmediğini, seçimlerde hazır ortakların sayısından fazla oy kullanıldığını, mükerrer veya üye olmayan kişilerin oy kullanmalarının sözkonusu olduğunu ileri sürerek, genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının muhalefet şerhinin olmadığını, alınan kararların usulüne uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun bulunduğu, seçimlerde iki ayrı listenin kullanılması nedeniyle bir kısım üyelerin ayrı ayrı oy vermesi sonucu 5 adet oyun fazla çıktığı, seçim sonuçlarına etkisinin bulunmadığı, katılma yetkisi olmayanların oy kullandığı iddiasının kanıtlanmadığı, bilançodaki verilerin hatalı ve gerçek dayanağı bulunmayan belgelere göre düzenlendiğinin iddia edilmediği, sadece ihalelerin gerçeğe uygun yapılmadığının ileri sürüldüğü, bu halde yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılması gerektiği, soyut olarak iptal isteminde bulunulduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, genel kurul karalarının iptali istemine ilişkindir.
Bilirkişi, bir davada çözümü hakim tarafından bilinmeyen özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde oy ve görüşüne başvurulan kişidir. Hakim, takdiri delillerden olan bilirkişi raporu ile bağlı olmayıp, eksik veya açık olmayan noktalarda bilirkişiden ek açıklama yapılmasını isteyebileceği gibi, gerektiğinde yeniden bilirkişi incelemesi de yaptırabilir. Somut olayda, mahkemece bilirkişi incelemesine gerek görülmüş, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı İl Müdürlüğü'nde görevli personel bilirkişi olarak atanmış, düzenlediği rapor doğrultusunda da hüküm kurulmuştur. Ancak, bilirkişi olarak atanan kişinin uzmanlık alanı belli olmadığı gibi, düzenlediği rapor da uyuşmazlığı çözmeye elverişli bulunmamaktadır. O halde, mahkemece, bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ihtiyaç duyulduğuna göre, kooperatifler alanında uzman bilirkişi veya bilirkişiler kurulu oluşturulup, iddia ve savunma çerçevesinde inceleme yaptırılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yetersiz bilirkişi raporuyla hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy