(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ünye Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.12.2003 tarih ve 2003/186-2003/671 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin TTK'nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair tesis edilen hüküm, davacı ve davalı Hür Sigorta A.Ş.vekili tarafından temyiz edilmiş ise de davalı sigorta şirketi çıkarılan muhtıraya rağmen temyiz harcını tamamlamamış, bu nedenle mahkemece anılan davalının temyiz talebinin reddine karar verilmiş olup, red kararı kesinleşmiş bulunduğundan davalı sigorta şirketinin temyiz itirazları incelenmemiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile 1.1.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4489 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasanın 1 nci maddesi uyarınca, yasal faizin Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı olarak belirlenmiş olması karşısında, reeskont oranının yasal faiz oranı olarak kabul edildiği anlaşıldığından, hüküm altına alınan tazminat alacağına 19.09.2001 ve 09.10.2001 tarihlerinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinin, tazminat alacağının anılan tarihlerden itibaren reeskont faiziyle tahsili yönündeki davacı istemine ve yasaya uygun bulunduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Sigortacı kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken sigorta ettirenin gerçek zararını gidermekle yükümlü olduğundan, aracın tamiri sonucu kanun gereği ödenmek zorunda bulunan ve bu nedenle sigorta ettirenin gerçek zararını oluşturan katma değer vergisinin de hesaplanarak ödenmesi gereken tazminat miktarına dahil edilmesi gerekmektedir. Nitekim somut olayda, davacı sigorta şirketinin faturalara dayalı olarak yaptığı ödeme ile KDV bedelini de ödediği ve KDV miktarı dikkate alınmadan hesaplanan zarara ilişkin bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından bu yönde itirazda bulunulduğu anlaşıldığından, kararın anılan yönden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, dava dilekçesinde davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limiti kadar sorumluluğuna karar verilmesi istenilmiş olup, istem gibi poliçe limiti ile sınırlı olarak davalı şirket hakkında hüküm tesis edilmiş olmakla, davalı sigorta şirketi yönünden reddedilen bir dava miktarı bulunmamaktadır. Buna rağmen mahkemece davalı sigorta şirketi yararına vekalet ücreti tayin edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy