(554 S. KHK. m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.07.2004 tarih ve 2002/326 - 2004/502 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından oluşturulan halı desenlerinden 16 adet tasarımın Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı nezdinde Endüstriyel Tasarım Belgesi ile 23.12.1999 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tescil edilerek, 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin korumasından yararlandığını, davalı şirketin 2002 Ne+ Collection başlıklı kataloğunda yer alan Maori serisi adı altında üretilen halıların desenlerinin müvekkili şirket adına tescilli halı desenleri ile benzerlik gösterdiğini, tespit dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi sonucu müvekkili şirketin tasarımdan doğan haklarının ihlal edildiğinin belirlendiğini ileri sürerek, müvekkili şirketin endüstriyel tasarım haklarına tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000.000.000. TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, diğer zararlarının tazmini taleplerinin saklı tutulmasına ve dava dilekçesinde yazılı taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının tasarımlarının 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de belirtilen özellikleri taşımadığından özgün model olmadığını, davaya konu ürünün deseninin müvekkili şirkete ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; birleşen davada da, Klasik Halı, Halı İml.İhr.ve Tic.A.Ş.nin imal ettiği bir kısım halı ve kilim deseni için aldığı endüstriyel tasarım tescil belgesinin tasarımların yeni ve ayırt edici nitelikte bulunmadığını ileri sürerek, dava dilekçesinde belirtilen tasarım tescillerinin iptali ile hükümsüz sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete ait Mauri serisi halının genel görünümünün davacıya ait tescilli tasarımdan farklı olduğunu, bu şekli ile tasarım hakkına tecavüz fiilinin gerçekleşmediği, davacıya ait tescil belgesi alınmış olan tasarımların ise yeni ve özgün tasarımlar olduğu, yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıdığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
1- Asıl davadaki istem, endüstriyel tasarım haklarına tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000.000.000. TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsili, diğer zararların tazmini taleplerinin saklı tutulması ve dava dilekçesinde yazılı taleplerinin kabulü, asıl davanın davalısı tarafından açılan birleşen davadaki istem ise, Klasık Halı, Halı İml.İhr.ve Tic.A.Ş.nin imal ettiği bir kısım halı ve kilim deseni için aldığı endüstriyel tasarım tescil belgesinin tasarımların yeni ve ayırt edici nitelikte bulunmadığı iddiasıyla, birleşen dava dilekçesinde belirtilen davacıya ait tasarım belgesi ile korunan tasarım tescillerinin iptali ile hükümsüz sayılması istemlerine ilişkindir.
Davaların açıklanan bu nitelendirmesine göre taraflar arasındaki uyuşmazlık 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmündeki Kararnameden kaynaklanmaktadır. Buna göre, davaya ihtisas mahkemesi niteliğinde olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde bakılması gerekmekteyse de, İzmir'de anılan mahkeme kurulmamıştır. Bu durumda anılan uyuşmazlıktan doğan davalara bakmaya Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı uyarınca ikiden fazla Asliye Hukuk Mahkemesi bulunan yerlerde 3 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ihtisas mahkemesi olarak yetkilendirilmiş olması ve mahkemenin görevine ilişkin kuralların kamu düzeni ile ilgili olup, temyiz aşaması da dahil olmak üzere yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınmasının usul hukukunun yerleşik bir kuralı olması karşısında, davaya konu uyuşmazlığa bakmak ticaret mahkemesinin görevi dışında kalmaktadır. Bu itibarla, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de, tarafların esasa yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy