(6762 S.K. m. 438, 450, 552) (Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 12)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Artvin Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.09.1999 tarih ve 2003/118-2003/148 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 1997/6-1997/2 sayılı sirküleri gereğince 26.11.1997 tarihinde sermaye artışının tescili için davalı sicil memurluğuna müracaat ettiğini, ancak tescil ücretlerini belirtilen sürede ödenmediğinden davalı sicil memurluğunca münfesih olduğunun bildirildiğini, oysa tescil harçlarını yatırmaması gerekçesi ile müvekkili şirketin münfesih sayılmasının yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkili şirketin münfesih olmadığının tespiti ile feshin iptalini ve ticaret siciline tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sicil memuru, davada taraf ehliyeti olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar doğrultusunda, davacı şirketin 08.07.1997 tarih ve 1003 sayılı onay ile ana sözleşmesinin sermaye maddesi değiştirilerek yükseltilen şirket sermayesinin tescili için 26.11.1997 davalı ticaret sicil memurluğuna müracaatta bulunduğu, tescil işlemleri hazırlanarak Ticaret Sicili Nizamnamesi'nin 12 nci maddesi gereğince sermaye artırımının tescili için kanuni harcın tahsilinin istenmesine rağmen ödeme yapılmadığı, davacı şirketin yasal süreleri kaçırarak 2002 yılında gerekli harçları yatırıp geriye doğru tescil talep etmesinin TTK.nun 438 nci, 450 nci ve 552 nci maddelerine aykırı olduğu, yasal sürede işlemlerini yapmayan şirketin münfesih duruma düşüp re'sen tasfiyesinin gerektiği, sadece yasal sürede başvurunun yeterli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin münfesih olmadığının tespiti, feshin iptali ve ticaret siciline tescil istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, süresinden sonra tescil harcı yatırılarak sermaye artırımına ilişkin tescilin olanaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle yalnızca yasal sürede başvurunun yeterli olmadığı sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davacı şirket yetkilisinin davacı şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin olarak, Sanayi ve Ticaret il Müdürlüğü'nün onayını da alarak, davalı ticaret sicil memurluğuna yasal süre içerisinde başvurduğu çekişmesiz olup, esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Davacı şirket, süresinden sonra dahi olsa, kanuni tescil harçlarını yatırmış bulunmasına, davacı şirketin aktif faaliyetinin sermaye artırımına ilişkin yasal sürenin sonunda da devam etmesine ve bunun aksi de iddia ve ispat edilmemiş olmasına göre, davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı ve yerinde olmayan gerekçelerle hüküm tesisi isabetli bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy