(6762 S. K. m. 329)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.06.2004 tarih ve 2003/406-2004/399 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2005 günde davalılar avukatı Ahmet Güney gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 2000 yılında davalı ile ortaklık sözleşmesi çerçevesinde 3.404 Euro R 6750 DM yatırım yaptığını, davalı şirket tarafından paranın her istendiğinde çekilme garantisi verilip, yakın zamana kadar da fiilen bu şekilde uygulandığını, dini ve milli duyguların öne çıkarılması suretiyle para toplanmasının yasal mevzuata açıkça aykırı olduğunu, sözleşmenin feshi ile anapara ve kar payı alacağının ödenmesi konusundaki ihtarnamelerine cevap verilmediğini, ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 3.404 Euro'nun vaad edilen kar payı ve yasal faizleri ile fiili tahsil tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin kimseye zorla hisse senedi satmadıkları gibi, davacı dahil hiç kimseye yanlış bilgi vermediklerini, TTK'nun 329. maddesi uyarınca A.Ş.'nin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceğini, bu senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini doğuran akitlerin hükümsüz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, anonim şirketin kendi hisselerini temellük edemeyeceği, buna ilişkin yapılan akitlerin dahi hükümsüz olduğu, bu nedenle davacının hisse senetlerinin bedelini isteyemeyeceği, ancak kar payı talep hakkının bulunduğu, davalı şirketin kar payını en son 1998 yılında verdiği, bu yıldan itibaren şirketin sürekli zarar ettiği, kar payı dağıtılması yolunda bir kararda bulunmadığı, davacının diğer davalı Haşim Bayram ile aralarında bir sözleşme olmadığı, adı geçene husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 450.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.10 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy