(6762 S. K. m. 1301) (2709 S. K. m. 129) (2918 S. K. m. 85)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.10.2003 tarih ve 2003/230-2003/811 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Belediye vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemece, davanın davalılardan Belediye yönünden kabulüne, diğer davalı yönünden reddine dair tesis edilen hüküm, davalılardan Belediye vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan Belediye vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, TTK.nun 1301 nci maddesine dayalı kasko sigorta rücu davasıdır.
Davacı sigorta şirketi, davalılardan Zülfikar A hakkındaki davayı, diğer davalı Belediyeye ait aracın sürücüsü ve sigortalı araca çarpmasına neden olduğu iddiasıyla açmıştır. Mahkemece, davalı Belediyede işçi olarak çalışan, davalılardan Zülfikar A hakkında, Anayasanın 129/5 nci maddesi uyarınca doğrudan dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, anılan davalı sürücünün işçi olduğu çekişmesiz olup, Anayasanın 129 nci maddesinde memur ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan dolayı açılacak davalar, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve koşullara uygun olarak, ancak idare aleyhine dava açılabileceği belirtilmiştir. Bu emredici kural, idarenin kamu hukuku gereğince sorumlu olduğu durumlarda ve memur ve kamu görevlilerinin yetkilerini kullanır iken doğan zararlar da uygulama alanı bulur. Bir özel hukuk ilişkisi yaratılan veya özel hukuk düzenlemesinin bulunduğu ve sorumluluğunda bu düzenlemeden kaynaklandığı durumlarda yukarıda anılan Anayasa'nın 129/5 nci maddesinin uygulama alanı yoktur. Zira, bu gibi durumlarda sorumluluğun kaynağı memur ve kamu görevlisinin kamu hukukundan aldığı yetkinin kullanılması değildir.
Kaldı ki, dava konusu olay trafik kazasından kaynaklanmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 nci maddesinde araç işleticisinin sorumluluğunda gerçek ve tüzel kişiler ile kamu tüzel kişileri arasında ayrım yapılmamıştır. Bu nedenle araç işleticisinin kamu kurumu olması halinde de sorumluluk 85 nci maddeye göre tayin edilecektir. O halde, somut olayda sorumluluğun kaynağı özel hukuk alanına giren bir durum ve ilişkiden doğduğuna, davalı sürücünün kamu hukukundan doğan yetkisinin kullanılması söz konusu olmadığına göre, Anayasa'nın 129/5 nci maddesinin uygulama olanağı yoktur.
Her ne kadar, karar davacı tarafından değil de, davalılardan Belediye vekili tarafından temyiz edilmiş ise de, her iki davalının müteselsilen sorumluluk noktasında sorumluluklarının bulunması ve verilen kararın davalı Belediyenin durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olması nedeniyle bu noktadaki temyizin de hukuki yararının olduğunun kabulü gerekmiştir.
O halde, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ışığında davalılardan Zülfikar A hakkında da davanın kabulüne karar verilmek gerekirken yazılı ve yerinde olmayan gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan Belediye vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı Belediye yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy