(6762 S. K. m. 1269, 1270)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.10.2003 tarih ve 2002/553-2003/933 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko poliçesiyle sigortalı olduğu dönemde hasarlanmasına rağmen davalının sigorta tazminatını ödemediğini ileri sürerek, 2.952.100.400.-TL sigorta alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu hasarın iddia edildiği şekilde araç park halinde iken oluşmasının mümkün olmadığını, sigortalının gereken tedbirleri almadığını, hasarın teminat dışında kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hasarın teminat dışında kalan zararlar kapsamına girmediği ve poliçe teminatı içerisinde iken hasarın meydana geldiği gerekçesiyle direnim faizinin başlangıç tarihi hariç olmak üzere davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirkete kasko poliçesiyle sigortalı aracın hasarlanması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davaya konu tazminat alacağının dayanağını oluşturan sigorta poliçesi incelendiğinde dava dışı D Küçükyalı Şubesinin dain ve mürtehin olarak kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. TTK.nun 1269 ncu maddesi hükmü uyarınca, malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı Yasa'nın 1270 nci maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğuna göre, sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona aittir. Bu durumda, sigorta ettiren ancak malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta ettirilenin açık muvafakatini almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat isteme hakkına sahip olur.
Buna göre, mahkemece yapılacak iş davacılık sıfatının araştırılması bakımından davacı tarafa asıl dava ve talep hakkına sahip sigortalı bankadan açılan davaya muvafakat veya icazetleri olduğunu dair gerekli belgeyi dosyaya sunması için süre verilmesi ve bu usuli işlem tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekirken, aktif taraf sıfatına ( husumete ) ilişkin olan ve mahkemece re'sen göz önünde bulundurulması gereken bu eksiklik giderilmeden yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de, davalı vekilinin esasa ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy