(2577 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 46) (6762 S. K. m. 3) (3095 S. K. m. 2)
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Asliye 7. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.04.2003 tarih ve 2002/29-2003/203 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafın yaptığı çalışmalar sırasında müvekkiline ait tesislerin hasarlandığını ileri sürerek, 1.670.936.733 TL.nin davalılardan 5.2.2001 tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan tahsili talep ve dava etmiştir.
Davalı Belediye vekili, diğer davalı ile müvekkili arasında yapılan ihale sözleşmesi uyarınca, meydana gelen hasardan müvekkilinin sorumlu olmayacağını savunmuştur.
Diğer davalı G. A.Ş. vekili, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davalılar arasında bulunan sözleşme uyarınca, yapılacak kazı sırasında 3 ncü kişilerin uğrayacağı zararların müteahhide ait olduğunun düzenlendiği, dolayısıyla meydana gelen zarardan davalı Belediye'ye husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı belediye hakkındaki davanın reddine, 1.670.936.733 liranın diğer davalıdan olay tarihinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, haksız eylemden doğan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı tesislerinde meydana gelen hasar, davalı idarenin görev kapsamında kalan, hafif metro sisteminin yapılması çalışması sırasında meydana gelmiştir. Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan belediye, kamu hizmeti sırasında verdiği zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildir. Hizmet kusurundan dolayı açılan davalar, İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanunu'nun 2 nci maddesi hükmü uyarınca tam yargı davası olarak ikame edilmesi gerekmektedir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Dosyada bulunan davalılar arasındaki eser sözleşmesinin genel şartlar birinci kısım 2.1.c, 3.1, 3.2.a-b ve 11. maddesi ile ikinci kısım 2. madde hükümleri uyarınca davalı Belediyenin yapılan işi kontrol ve denetim yetkisi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının işle olan bağlantısının kesilmediğine göre, söz konusu iş nedeniyle meydana gelen zararlardan iş sahibi sıfatıyla sorumlu olacağı kuşkusuzdur. Ne var ki, yukarıdaki açıklamalardan bu davaya konu edilen zararın ödetilmesi için açılan davaya bakma görevi idari yargı yerine aittir. Bu nedenle, mahkemece davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden davanın HUMK. 46. madde uyarınca ayrılarak dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Davacı vekili dava dilekçesinde avans faizi talep etmiş olup, mahkemece yasal faize hükmedilmiştir. Taraflar tacir olup Türk Ticaret Kanununun 3. Maddesine göre ticari müesseseyi ilgilendiren bütün muamele ve fiiller ticari işlerdendir. Ticari işlerde, 3095 Sayılı Kanunun 4489 S.K. ile değişik 2/2.maddesi hükmü gözetilmek ve infaz aşamasında dikkate alınmak üzere reeskont faiz oranının üzerinde olduğu taktirde avans faiz oranının uygulanması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy