(CMR m. 27)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.06.2004 tarih ve 1998/1356 - 2004/566 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket ile Türkiye'den Kırgızistan'a çay kolilerinin taşınması ilişkin taşıma sözleşmesi yaptıklarını ve ancak taşımanın gecikmesi ve taşıma sırasında emtianın kısmen hasarlanması nedeniyle, sözleşme gereği 38.200 USD gecikme cezai şartı ve 14.200,80 USD hasar bedeli alacağının oluştuğunu ileri sürerek, anılan meblağın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve birleşen karşılık dava dilekçesinde, gecikmenin davacının peşinat yatıramamasından dolayı kendi kusuru ile meydana geldiğini, hasara ilişkin ihbar ve tespitin yapılmadığını, bu nedenlerle istemlerin haksız olduğunu, buna karşılık kendisinin 38.700 USD bekleme ücreti ve 7.200 USD bakiye navlun alacağının bulunduğunu ileri sürerek, asıl davanın reddine ve karşılık davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporlarına göre, davacının hasara ilişkin zarar gördüğünün ispatlanamadığı, sözleşme gereği 21.800 USD gecikme tazminatı tahakkuk ettiği, ancak bekleme ücreti sözleşmede yer almadığından ödenemeyeceği gerekçeleriyle, asıl davanın kısmen kabulü ile anılan meblağın dava tarihinden itibaren döviz faiziyle tahsiline, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
1-) Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentler dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Asıl ve karşılık davalar, taşıma sözleşmesine dayalı, karşılıklı alacak ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, sözleşmeye dayalı olarak, gecikme cezai şartı isteminde bulunmuş olup, bu hususta dosyaya çelişkili raporlar sunulmuştur. Mahkemece, bu çelişkiler giderilmeden ve hangi nedenle üstün tutulduğu açıklanmadan, alınan üç heyet raporundan ikincisine göre ve bu konuda taşımanın ne zaman başladığına ilişkin çekişme çözümlenmeden karar verilmiştir. Esasen taraflar arasında düzenlenen 30.12.1997 tarihli taşıma sözleşmesinde, taşımanın başlama tarihine ilişkin bir hüküm öngörülmemiştir. Dosya kapsamına göre de her bir aracın hangi tarihte taşımaya başladığı da belli değildir. Bu durumda, sözleşmenin 3/2. maddesi gereği, gümrüklemenin tamamlanmasından sonra, taşıtan tarafından sözleşmede öngörülen peşinatlar yatırılacak ve taşıma başlamış sayılacaktır. Ancak davacı başlangıçta peşinatı ödeyememiş, daha sonra 08.01.1998'den başlamak üzere dört parça halinde ödeyebilmiştir. Buna göre, hükme esas alınan 15.05.2002 tarihli ikinci bilirkişi heyet raporunda, gümrüklemenin yükletene ait olduğuna ilişkin sözleşmenin 7/h fıkrası dikkate alınmadan, peşinatın ödenmesi gereken tarihin taşıtana haber verilmesi ile başlayacağı kabul edilerek, bu sürenin başlangıcı olarak ihtar tarihi olan 12.01.2002 tarihi esas alınmıştır. Bu durum sözleşmeye aykırı olduğundan, buna dayalı hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Öte yandan, hükme esas ikinci heyet raporunda 8 aracın geciktiği, üçüncü heyet raporunda ise 6 aracın geciktiği kabul edilmiş olup, anılan üçüncü heyet raporuna ve dosyadaki belgelere göre, 33 D 2192 plakalı aracın 26.01.1998 tarihinde ve süresinde varış yerine vardığı ve 34 MMM 86 plakalı aracın da varış tarihine ilişkin dosyada belge bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, öncelikle geciken araçların hangileri olduğu açıklığa kavuşturulup, buna göre, 3.500.USD peşinat bedelinin tamamının yatırılmış olması esas alınmak suretiyle, her bir aracın hangi tarihte taşımaya başlamış sayılacağı belirlenerek, bu tarihler ile varma tarihleri arasında, sözleşmede öngörülen 25 günlük süreyi aşan kısımlar belirlenerek, bu süreler için gecikme tazminatı hesaplamasının yapılması gerekmekte olup, açıklanan bu ilkeler çerçevesinde, yeni bir bilirkişi heyetinden, çelişkileri gideren bir rapor alınarak, buna göre karar verilmelidir.
3-) Davalı-karşı davacı taşıyıcı vekilinin temyizine gelince, taşıyıcının, 7.200 USD navlun alacağının kaldığı yönündeki iddiası yeterince araştırılmadan bu hususta hüküm kurulmuştur. Dosyada yer alan raporlarda, kalan navlun alacağı bakımından, sözleşmenin sözlü olarak değiştirildiğine ilişkin iddianın kabul edilmemesi esasen doğru ise de ödenen ve ödeneceği iddia edilen meblağlar karşılaştırıldığında, kabul edilen yazılı sözleşme gereği, 13 araç için araç başına 3.500 USD taşıyıcıya ve 2.200 USD sürücüye verileceği, bunun toplamı 74.100 USD.nın ödenmesi gerektiği halde, davada yalnızca taşıyıcıya başlangıçta peşinat olarak ödenen 55.100 USD'nın ödendiği üzerinde durulmuştur. Bu hususta, sürücülere ödenmesi gereken paradan ne kadarının ödendiği belirlenerek, ödenen toplam meblağın, sözleşmede öngörülen navlun ücretine denk olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gereklidir. Davalı-karşı davacı taşıyıcı, bu konuda, sürücülere varış yerinde ödenmesi gereken paraların gerektiği gibi ödenmediğini belirtmiş olup, esasen bu husus yargılama sırasında da araştırılmamıştır. O halde, kalan navlun alacağı konusunda, alınacak yeni bilirkişi raporunda, açıklanan bu hususlar araştırılarak, yazılı sözleşmede öngörülen navlun bedelinin tamamının ödenip ödenmediği açıklığa kavuşturularak, bunun sonucuna göre karar verilmelidir.
4-) Diğer yandan, bekleme ücretine ilişkin olarak, sözleşmede hüküm olmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesi de doğru değildir. Zira, sözleşmenin 6 ncı maddesinde yükleme ve boşaltmadaki serbest sürenin 72 saat olduğu belirtilmiştir. Bundan anlaşılması gereken, taşıyıcının taşımaya başlamak amacıyla, aracını yükleme yerinde hazır olarak bulundurmasından sonra, kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle yükleme yerinde 72 saatten fazla beklemesi durumunda, bekleme (demuraj) ücretine hak kazanılacağıdır. Bu durumda, talep ve teamüller çerçevesinde demuraj ücretinin hesaplanması gerekmektedir. Ancak bekleme süresinin hesaplanmasında, başlangıç tarihi olarak, gümrük işlemlerinin sona ermesi değil, araçların fiili yükleme için yükleme yerinde hazır olduğu tarihin esas alınması gereklidir. Çünkü, bekleme ücretinin istenebilmesi için, aracın fiilen kendisini taşıma işi için hazır bulundurması gereklidir.
5-) Kabule göre de taşımanın CMR kapsamında olması ve navlun ücretinin yabancı para olarak öngörülmüş bulunmasına göre, CMR Konvansiyonu'nun 27 nci maddesine göre, yıllık % 5 temerrüt faizi öngörülmesi gerekirken, hüküm fıkrasında döviz faizi uygulanmasına şeklinde hüküm kurulduğu halde, kararın gerekçesinde anılan CMR Konvansiyonu'nun 27 nci maddesi hükmüne atıf yapılması suretiyle, denetime elverişli olmayacak surette çelişkili hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, diğer bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy