(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 337)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.07.2004 tarih ve 2003/132-2004/803 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.02.2005 günde davacı avukatı İbrahim Ateş ile davalı avukatı Hülya Demiryürek Balkaroğlu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın trafik kazası sonucu uğradığı hasarın kısmen tazmin edildiğini, geriye kalan hasar tutarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aracın aşkın sigorta olarak sigortalanmasından dolayı hasar tarihindeki piyasa değerinin ödendiğini, araç pert hale geldiğinden sovtaj değerinin tazminattan indirilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, Dairemiz'in 18.12.2003 günlü kararında yazılı gerekçeyle taraflar yararına bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, asıl uyuşmazlığın hurdaya ayrılan aracın davalı tarafa teslim edilip edilmediği noktasında olduğu, davalı sigorta şirketinin eski bölge müdürü Turgay Andaç ile depo işletmecisi Halis Ateş'in beyanlarından, davacının hurdaya ayrılan aracını davalı sigorta şirketinin ticari mümessili, tanık Turgay Andaç'a ve onun gösterdiği depoya teslim ettiği, bu yöne aykırı davalı savunmalarının dinlenemeyeceği gerekçesiyle, 17.350.000.000 TL. üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına, 10.06.2000 tarihi itibariyle yasal faiz uygulanmasına, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın hasarlandığını, onarılamayacak derecede hasarlanan aracın davalıya teslim edilmesine rağmen, sigorta bedelinin eksik ödendiğini iddia etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 19.02.2003 tarihli karar, Dairemiz'in 18.12.2003 gün ve 2003/5346-12003 sayılı kararında yazılı Pert total hale gelen sigortalı aracın davacı sigorta ettirence davalıya teslim edildiği iddiasının salt (görevine son verildikten sonra davalının şikayeti üzerine hakkında ceza davası açılan ve davalı ile aralarında husumet oluşan) eski bölge müdürünün tanıklığı esas alınarak sabit görülmesi isabetsizdir. Hasar ihbarından sonra yaptırılan ekspertiz incelemesinin ardından davalı tarafından gönderilen 16.08.2000 tarihli yazıda davacıya rizikonun sovtajlı ve sovtajsız miktarları bildirilmiş, tercihte bulunması istenilmiş, davacı bu yazıya cevap vermemiştir. Öte yandan, davacının hurda aracı davalıya teslimine ilişkin makbuz ibraz edilmemiş, trafik kaydının silinmesi için vekaletname verildiği de iddia edilmemiştir. Esasen, davacı 01.11.2002 tarihli oturumda aracın trafik kaydının terkin işlemlerini kendisinin yürüttüğünü bildirmiştir. Bu durum karşısında, sektörel teamül ve uygulama ile yasal düzenleme ilkeleri ışığında sigortalı aracın akıbeti araştırılıp, gerekirse aracın teslim edildiği depo kayıtları da incelenerek, davalı sigortacıya yöntemince tevdi ve teslim edilip edilmediğinin, kesin biçimde saptanması gerekirken, sadece tanık anlatımları ile yetinilerek, karar verilmesi doğru görülmemiştir. gerekçesiyle davalı yararına bozulmuştur.
18.12.2003 tarihli bozma kararından sonra yapılan yargılamada, depo görevlisi olan Halis Ateş tekrar tanık sıfatı ile dinlenilmiş ve tanık beyanı esas alınarak, yazılı şekilde karar verilmiştir. Sigortalı aracın kimin tarafından depoya teslim edildiği konusunda depo kayıtlarının da bulunmadığı tanık tarafından ifade edildiğine göre, davacı tarafın aracını davalı sigortaya usulünce teslim edildiğine dair yazılı delil bulunmadığının kabulü gerekir. Mahkemece bozma kararına uyulmakla, Dairemiz'in 18.12.2003 günlü bozma kararında yazılı hususlar, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturacağından, aracın teslimi konusunda tanık beyanına itibar edilmemesi gerekmektedir. Dava dilekçesinde davacı vekili "Sair yasal delil" demek suretiyle, yemin deliline de dayanmış olduğundan, mahkemece, davalı tarafa yemin teklif edip etmeyeceği konusunda davacı vekilinin beyanı alındıktan sonra, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy