(818 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.09.2004 tarih ve 2004/164 - 2004/686 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, teminat kapsamında 16.01.2004 tarihinde hasarlandığını, eksperin tazminat miktarını belirlediğini, gerekli tamiratın servis tarafından yapılarak müvekkilince hasar bedelinin ödendiğini, sözlü ihtarlara rağmen sigorta tazminatının çeşitli bahanelerle ödenmediğini ileri sürerek, 2.122.319.120.-TL maddi ve 2.000.000.000.-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazadan sonra belirli işlemler sonucu tespit edilen tazminatın dava açılmadan önce davacı adına bankaya yatırıldığını, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava açılmadan önce davacıya ödenmek üzere hasar bedelini ilgili bankaya gönderdiği, paranın davacı tarafından çekilmeksizin dava açıldığı, halen tahsil edilmediği, engel bir halin bulunmadığı, ibraname karşılığı ödemenin sigorta sözleşmesi ve sigorta şirketlerinin iç uygulaması olduğu, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden doğan tazminat istemine ilişkindir. Davacıya ait aracın davalı nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, bu aracın 16.01.2004 tarihinde teminat kapsamında hasarlandığı, ihbar üzerine davalının eksper incelemesi yaptırdığı, 2.122.319.120.-TL hasar bedelinin davacı tarafından tamiratı yapan firmaya ödendiği, 13.02.2004 tarihinde 2.115.000.000.-TL sigorta tazminatının davalı tarafından davacı adına Akbank Samsun-Çiftlik Şubesine havale edildiği, davacının da olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmeyen hasar bedeli ile manevi tazminatın tahsili için 20.02.2004 tarihinde iş bu davayı açtığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayıp, esasen bu yönler dosya kapsamıyla da sabittir.
Davacı vekili, dava açıldıktan 15 gün sonra telefonla havaleyle ilgili bilgi verildiğini, davalının zamanında hasarı tazmin etmediğini, dava açılmasına neden olduğunu, ibraname imzalanmadan bankaca ödeme yapılmadığını ileri sürmüştür. Sigorta sözleşmelerinde sigortacının en önemli yükümlülüğü, sigorta tazminatını ödemektir. Bu borç, kural olarak para borcu niteliğindedir. BK'nun 73 ncü maddesi uyarınca para borçlarının alacaklının ikametgahında ödenmesi gerekmektedir. Öte yandan, sigorta sözleşmeleri, iyi niyet ve güvene dayalı sözleşmeler olup, taraflar haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket etmek zorundadırlar. Uyuşmazlığa konu olayda sigorta tazminatının, davacı adına dava dışı banka şubesine havale yoluyla göndermiş olması, davalının borcunu usulüne uygun şekilde ödediği sonucunu doğurmaz.
Ancak, sigortacı davacının adına gönderilen bu parayı tahsil imkanı varken almaması da iyi niyet kurallarıyla bağdaştırılamaz. Bu durum karşısında, kazayla ilgili hasar dosyası getirtilip, bilirkişi vasıtasıyla gerçek zarar tespit edilip, havale edilen meblağın gerçek zarar kadar olup olmadığı, havalenin önceden davacıya bildirilip bildirilmediği, buna rağmen davanın açılıp açılmadığı, istemin aynı zamanda faiz gibi fer'i hakları da içerdiği, hangi koşullarda banka tarafından davacıya ödeme yapılacağı, davalının bankaya vermiş olduğu talimatın bulunup bulunmadığı, tahsil imkanı varken davayı bilerek devam ettirip ettirmediği değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy