(556 S. KHK m. 61, 62) (1086 S. K. m. 86, 202)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.04.2004 tarih ve 2002/70 - 2004/120 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin kiracısı bulunduğu gayrimenkulün akaryakıt servis ve satış istasyonu olarak davalı bayii ile işletme sözleşmesi imzalanarak davalıya teslim edildiğini, istasyonda kullanılan akaryakıt pompası, tank, amblem, fiyat panosu, jeneratör gibi malzemelerinde ariyet sözleşmesi ile davalıya teslim edildiğini, işletme sözleşmesinin 2 nci maddesine göre davalının satacağı bütün petrol ürünlerin müvekkilinden alması gerektiğini, davalının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle işletme ve ariyet sözleşmelerinin müvekkilince 08.06.2001 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, davalının halen müvekkiline ait malzemeleri ve markayı kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek, davalının benzin istasyonuna vaki müdahalesinin önlenmesini, davalıya ariyet verilen malzemelerin aynen iadesini, bu mümkün olmazsa bedellerinin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, davalının 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 61, 62 nci maddeleri uyarınca müvekkilinin Shell markasına tecavüzünün önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, talebin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalının başka firmalardan aldığı akaryakıt ürünlerini satarak sözleşmeye aykırı davrandığından davacının fesihte haklı olduğu, ancak kira sözleşmesinin taraflarca yenilenmememsi ve süresinin sona ermesi nedeniyle müdahalenin önlenmesi davasının konusuz kaldığı, taraflar arasındaki sözleşmeler sona erdiğine göre davalıya ariyet verilen malzeme ve teçhizatların davacıya aynen iadesi, bu mümkün olmazsa davalıdan bedellerinin tahsilinin gerektiği, bu hususta keşide edilen ihtarnamenin davalıya tebliğine ilişkin belge bulunmadığı, malzeme ve teçhizatların değerinin (13.463.800.000.-) TL olduğu gerekçesiyle, müdahalenin önlenmesi davası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, davalının davacının Shell markasına tecavüzünün önlenmesine, ariyet olarak davalıya teslim olunan malzemenin davacıya aynen iadesine, bu mümkün olmazsa anılan meblağın 185.09.2003 tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kiralanan taşınmaza el atmanın önlenmesi, ariyet olarak verilen emtiaların aynen, olmadığı takdirde bedellerinin tahsili, markaya tecavüzün önlenmesi istemlerine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu olayda davalıya ait taşınmazın 01.02.1973 tarihli kira sözleşmesiyle davacıya kiralanarak bu sözleşmenin tapuya şerh edildiği, yine aynı tarihli işletme sözleşmesiyle davacının kiraladığı bu taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonunun işletme hakkını davalıya devrettiği, akaryakıt pompası v.s emtiaları da davalıya ariyet olarak verdiği uyuşmazlık konusu değildir. Davalının kusurlu davranışları sonucu işletme ve ariyet sözleşmelerinin feshedildiği de sabittir. Davacı vekili, diğer taleplerinin yanında ariyet olan verilen emtiaların aynen teslimini, olmadığı takdirde bedellerinin tahsilini de dava etmiş, 11.12.2002 tarihli celsede malların değerinin 3 Milyar TL olduğunu açıklayarak duruşma zaptına geçirtmiş 22.05.2003 tarihli oturumda da aynı beyanlarını tekrarlamıştır. 18.09.2003 tarihli dilekçesiyle de bedele ilişkin bildirimde yanlışlık yapıldığını, KDV dahil ariyet verilen malların toplam değerinin 13.463.800.000.-TL olduğunu ifade etmiştir. Davalı vekili, bu duruma derhal karşı koyarak iddianın genişletilmesine muvafakatlerinin olmadığını ifade etmiştir. Bu durum karşısında, davacı tarafın usulüne uygun ıslah talebi ve iradesinin olmadığı, ariyet olarak verilen malların bedelini 3 Milyar TL olarak açıklamak suretiyle kendisini bağladığı dikkate alınarak, aynen teslim olmadığı takdirde bu miktar üzerinden tahsile karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy