(1479 S. K. Ek m. 6) (1086 S. K. m. 283)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.06.2004 tarih ve 2003/102-2004/257 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalının Merkez Şubesi'ndeki 18131 nolu (havaleler ve iadeler), 18091 nolu (emekli ödemeleri ana temerküz) 19709 nolu (prim tahsilatı) 18128 nolu (vergi İadesi), vadesiz mevduat hesaplarına Ocak-Aralık 2001 döneminde vadesiz mevduat faizi ile 1479 sayılı Kanun'un Ek-6 ncı maddesi ve 3095 sayılı yasa gereğince kurumun gecikme faizleri alacağı tespit edildiğini, bunların 22.250.142.273 lira vadesiz mevduat faizi, 4.236.800.962 lira reeskont faizi, 1.049.846.328 lira vadeli mevduat faizi olmak üzere toplam 27.536.789.563 lira hesap edildiğini, bu miktara Bağ-kur Kanununa eklenen Ek-6 ncı madde uyarınca devlet bankalarının asgari bir yıllık vadeli mevduata ödedikleri faiz uygulaması gerektiğini, ayrıca asıl alacağa dava tarihi olan 04.02.2003 tarihine kadar ayrıca faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek, 27.536.789.563 lira anapara ve 35.656.063.364 lira faiz olmak üzere toplam 63.192.852.927 liranın tahsil tarihlerine kadar vadeli mevduat faizi, vadesiz mevduat faizi ve reeskont faizi uygulanarak davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 2001 yılında süresi içinde havale edilmeyen meblağların bilirkişi incelemesi ile tespit edilebileceğini, ancak Ek-6 ncı madde dışında faiz talep edilmesinin mümkün bulunmadığını, davacının talebinin de açık olmadığını, şubelerin bir bütün ve bu şubelerdeki hesapların aynı hesaplar olduğunu kabul ederek şubelerden gelen havalelere para aktarmalarına işlem tarihini valör tarihi almasının doğru olmadığını zira EFT işlemlerinden işlemi takip eden ilk iş gününün valör tarihi alınması gerektiğini, yapılan işlemlerde bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüyle, eksik tahakkuk ettirilen 22.250.142.273 TL. vadesiz mevduat faizi, 4.236.800.962 lira reeskont faizi, 1.049.846.328 lira, 1479 sayılı yasaya göre vadeli mevduat faizi olmak üzere toplam 27.536.789.563 lira alacak ile vadesiz mevduata faiz alacağının dava tarihlerine kadar faizleri toplamı 27.101.981.165 TL. (vadesiz mevduat, vadeli mevduat ve reeskont faizi toplamı) faiz alacağı olmak üzere toplam 54.638.770.728 lira üzerinden kabulü ile 54.638.770.728 liranın davalıdan tahsiline, 27.536.789.563 lira alacağın 22.250.142.273 lirasına dava tarihinden itibaren tahsil gününe kadar vadesiz mevduat faizi, 1479 sayılı Yasa'nın Ek-6 ncı maddesi uyarınca vadeli mevduat faizi, reeskont faizi uygulanmasına, 4.236.800.962 lirasına faiz uygulanmasına yer olmadığına 21.049.846.328 lirasına dava tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
1- Davaya konu hesapların birinin davalının Merkez Şubesinde bulunan temerküz hesabı olduğu, anılan bu hesaplara il müdürlükleri nezdindeki hesaplardaki paralar ile başka bankalardan gelen havaleler ve gelen paraların toplandığı anlaşılmaktadır. Niteliği farklı üç hesap daha dava konusu edilmiştir.
Taraflar arasındaki ilk uyuşmazlık, bu hesap türleri için valör tarihinin tespiti noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda il müdürlüklerinin hesaplarına yatırılan tutarların merkez şube nezdindeki ana hesaplara intikalinde, paranın banka bünyesinden çıkmaması ve günümüzde kullanılan elektronik bankacılık yönteminde tek bir tuşa basmak suretiyle şubeler arası intikalin sağlanması nedeniyle aynı gün valörünün verilmesi gerektiği kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Oysa, bu hesapların işleyiş sistemleri farklı olup, dava dilekçesinde sözü edilen protokol üzerinde de durulmamıştır. Taraflar arasındaki protokol hükümlerinde bu konuda açıkça düzenleme yapılıp yapılmadığı ve süregelen uygulamanın ne şekilde devam etmiş olduğu belirlenmelidir. Hesapların işleyiş sistemine göre valör hesaplamasının farklı olabileceği düşünülmeli, varsa protokol hükümlerinin önce ele alınması, elektronik bankacılıktaki gelişmelerin protokol hükümlerinden önce uygulanmaması gerektiği gözetilmelidir.
Davalı vekili, yanıt dilekçesinde açıkladıkları valör konusunun bilirkişi raporunda yeterince karşılanmadığını, dayandıkları yasal dayanakların ele alınmadığını rapora itiraz dilekçesinde bildirdiği halde, ek rapor alınmamıştır.
O halde mahkemece, davalı vekilinin itirazının değerlendirilmesi, hesapların birinin temerküz hesabı olduğu da gözetilerek, hesaplara gelen paraların niteliklerinin araştırılıp, uyuşmazlığın hesaba yatan hangi tür paralara ilişkin olduğu, bu tür hesaplarda daha önce nasıl bir uygulama yapıldığı, protokolde bir düzenleme bulunup bulunmadığı, dolayısıyla valörün ne şekilde uygulanacağı denetime elverişli yeni bir rapor ya da ek rapor alınarak belirlenip, sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davacı taraf Hazine olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 4743 sayılı yasanın 6. ncı maddesinin B/4 bendi gereğince, T.Halk Bankası Yargı harçlarından muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 14.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy