(1086 S. K. m. 83) (1163 S. K. m. 23, 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.03.2004 tarih ve 2002/122-2004/264 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olup, payına düşen zemin kat daire nedeniyle şerefiye bedeli ödenmesi gerekirken davalı kooperatifin ödemede bulunmadığını ileri sürerek, fazlası saklı kalmak kaydıyla 4.000.000.000 TL sının faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile, inşaat sırasında ısı kayıplarının önlenmesi için alınması zorunlu önlemlerden hiç birisinin alınmadığını, bunun giderilmesi için yapılması gereken muhtemel harcamaların asgari tutarının 4.750.000.000 TL olduğunu ileri sürerek, taleplerini bu yönde ıslah ettiklerini belirtmiştir.
Davalı vekili, ıslah talebi ile müddeabih ve dava konusunun değiştirilemeyeceğini, davanın şerefiye bedeline ilişkin olmasına rağmen ıslah talebi ile ayıplı imalatın tazmininin talep edildiğini, ayıplı imalatın sorumlusunun yapımcı müteahhit taraf olduğunu, kooperatif yönetimine husumet yöneltilemeyeceğini ve davacının ıslah talebi ile yeni bir dava ikame etmesi gerektiğini savunarak, davanın ve usule aykırı ıslah talebinin reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının bilirkişi raporunda belirtilen noksan imalatlar nedeniyle dava dilekçesini ıslah ederek tazminat talebinde bulunmasının ıslahta değişik hukuki sebepler ve talepler ileri sürülmüş olması nedeniyle kabul edilemeyeceği ve davacının kooperatiften şerefiye alacağının olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, şerefiye fark bedelinin tahsili istemine ilişkin olarak açılmışsa da yargılama sırasında verilen 21.03.2003 harçlandırılma tarihli ıslah dilekçesi ile davacıya isabet eden daire için 4.750.000.000 TL harcama yapılması gerektiği iddia olunarak, anılan bedelin tahsili istenmiştir.
Islah, taraflardan birinin yaptığı bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesi yöntemidir. Buna göre ıslah, bir taraf işlemi olup, geçerliliği karşı tarafın veya mahkemenin kabulüne bağlı değildir. Somut olayda, davacı şerefiye bedelinin tahsili amacıyla açtığı davayı tamamen ıslah ederek yapılması gereken imalat bedelinin tahsili davasına çevirmek suretiyle hem davanın dayanağı olan maddi vakıayı hem de talep ettiği miktarı değiştirmiştir. Davacı tarafın davasını ıslah yolu ile değiştirmesi HUMK'nun 83. maddesi uyarınca yasaya uygun bulunduğundan mahkemece davanın imalat bedelinin tahsili istemine dönüştürülmüş olduğu dikkate alınarak, yargılamanın buna göre yürütülerek sonuçlandırılması gerekirken, yazılı şekilde ıslah ile değişik hukuki sebep ve talep ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle ıslahla değişik uyuşmazlığın esasına girilmemesi doğru olmayıp, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy