(2004 S. K. m. 265, 266) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.07.2005 tarih ve 2005/83 D. İş - 2005/92 D.İş sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı borçlu vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili, karşı tarafın borçlu olduğu çeklerin ödemeden men talimatı nedeniyle bankaca ödenmediğini ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, borçlunun yokluğunda inceleme yapılarak, ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
İtiraz eden borçlu vekili, çek iptali davası sırasında verilen ödeme yasağı kararına rağmen ihtiyati haciz kararı verildiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını itirazen talep etmiştir.
Alacaklı vekili takibe başlandıktan sonra itirazı inceleme görevinin icra mahkemesine geçtiğini, kaldı ki borçlunun yasada sayılan bir itiraz nedenine dayanmadığını savunarak, itirazın görev ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece dosya kapsamına göre, icra takibinden sonra borçlunun itiraz ettiği, İİK. nun 266 ncı maddesi uyarınca bu durumda Merci Hakimliği'nin görevli olduğu gerekçesiyle dilekçenin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı muteriz-borçlu vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihtiyati haciz kararının itiraz yolu ile kaldırılması istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu'nun 265 ncı maddesine göre, kendisi dinlenmeden ihtiyati haciz kararı verilen borçlu, verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı kararı veren mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. Bu durumda itirazın, ihtiyati haciz kararının takibe konulduğu tarihten önce veya sonra yapılması arasında bir fark bulunmamaktadır. Diğer anlatımla, alacaklı ihtiyati haciz kararından sonra icra takibine başlamış olsa bile, ihtiyati haciz kararına itirazı inceleme görevi ihtiyati haciz kararını vermiş olan mahkemeye aittir. İcra Mahkemesinin böyle bir görevi bulunmamaktadır. İcra İflas Kanunu'nun 266 ncı maddesinde ise, borçlunun haczedilen malların kıymeti oranında teminat göstermesi halinde mahkeme veya İcra tetkik mercii tarafından ihtiyati haciz kararının kaldırılması düzenlenmiştir. Bu durumda, mallar üzerindeki ihtiyati haciz tamamen kalkmakta ve onun yerine gösterilen teminat ihtiyaten haczedilmiş sayılmaktadır.
Somut olayda, borçlu vekili, ödeme yasağı kararı varken ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini ileri sürerek, itirazını bu nedene dayandırmış ve ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ve dava etmiş olup, İİK. nun 266 ncı madde hükmüne dayalı teminat karşılığı ihtiyati haczin kaldırılması isteminde bulunmamıştır.
O halde, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, borçlunun itirazının İcra İflas Kanunu'nun 265 ncı maddesi çerçevesinde incelenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, ihtiyati haczin kaldırılmasını isteyen (borçlu) vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın (borçlu) yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy