(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.04.2004 tarih ve 2003/747-2004/474 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının aidat borçlarını zamanında ödememesi nedeniyle gecikme faizi alacağının doğduğunu, tahsili için yapılan icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yapıldığını, davanın da yetkili mahkemede açılmadığını, borcunun olmadığını, bu konuda ihtarname gönderilerek temerrüde düşürülmediğini, yönetim hakkında suç duyurusunda bulunduğundan hasmane tutum sergilediklerini, inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının aidatlarını ödemede geciken ortaklara eşit davranmadığı, keyfi uygulama yaptığı, bu nedenle gecikme zammı talep edemeyeceği, kaldı ki en son 1996 yılı genel kurulunda gecikme zammı alınmasına karar verildiği, sonraki dönemlerde bir kararın alınmadığı, hesabın doğru bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, kooperatif aidatlarının zamanında ödenmemesi nedeniyle tahakkuk eden gecikme faizi alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalının, davacı kooperatifin ortağı olduğu, icra takibinin salt aidatların zamanında ödenmemesinden doğan faiz alacağına yönelik bulunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. 1163 sayılı Yasa uyarınca kooperatifin en yetkili karar organı olan genel kurulun aidatların vadesinde ödenmemesi halinde ortaklardan her zaman gecikme faizi alınacağına karar vermesine engel bir durum yoktur. Gecikme faizi alınmasına ilişkin bu karar, açıkça belli bir zaman sınırlamasına tabi tutulmadıkça veya sonraki genel kurullarda aksine bir karar alınmadıkça geçerliliğini korur, öte yandan, kooperatiflerde eşitlik kuralı eşit durumda olanlar için geçerli olup, başkaları hakkında aidat veya gecikme faizinin tahsili yönünde dava açılmaması veya takip başlatılmaması bu kuralın ihlali anlamına gelmez. Kaldı ki, somut olayda davacı kooperatifin 26.01.2003 tarihli genel kurulunda hiçbir ortak ayrımı yapılmaksızın aidat ve buna bağlı olarak işlemiş faiz borcunu ödemeyen ortaklar hakkında icra takibi yapılması yönünde yönetime yetki verilmiş olup, yönetim kurulu da 19.03.2003 tarih ve 313 sayılı kararı ile davacı dahil 8 üye hakkında icra takibi başlatılması için karar almıştır. Takibe dayanak yapılan ve aylık aidatların zamanında ödenmemesi halinde bu aidatlara aylık %15 gecikme zammının (faizinin) uygulanmasına yönelik olan 18.01.1997 tarihli genel kurul kararının, salt bu yıla ait olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı gibi sonraki genel kurullarda da aksine bir karar alınmış değildir. Bu itibarla, mahkemece yukarıda yazılı ilkeler göz önünde bulundurularak inceleme yaptırılarak neticesine göre bir karar verilmesi için kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy