(6762 S. K. m. 673)
Dava: Hasımsız olarak açılan davada Pınarbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.05.2002 tarih ve 2001/323 - 2002/166 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin hamili olduğu iki adet çeki evinde saklarken kaybettiğini, çeklerin kaybolduğunu 09.09.2000 tarihinde anladığını, karakola müracaat ettiğini, çeklerin zamanaşımı sürelerinin 20.03.2001 ve 17.03.2001 tarihlerinde dolduğunu, zamanaşımı gerçekleşmeden çeklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 17.09.2000 keşide tarihli çekin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve dosyadaki belgelere göre, iptale konu çekin zamanaşımı süresinin dava açılmadan önce dolmuş olduğu buna göre T.T.K.nun 673/1 nci maddesinde öngörülen geri getirme süresinin en az üç ay ve en çok bir yıl olarak belirlenmesi ve 673/2 nci maddesinde ise, zamanaşımı süresinin üç ayın dolmasından önce tahakkuk etmesi halinde mahkemenin üç aylık süre ile bağlı olmayacağının düzenlenmesi karşısında zamanaşımı süresi dolmuş veya ilanın yapılacağı tarihe kadar zamanaşımı süresi dolacak poliçeler için iptal kararı verilmesinin mümkün olmadığı ve bu yasal düzenlemenin çekler hakkında da uygulanması gerektiği anlaşılmış olmakla, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, dava tarihinde iptale konu çek'in zamanaşımına uğramış olduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, kambiyo senedindeki hak, zamanaşımına uğramış olsa bile, zamanaşımının borcu ortadan kaldırması söz konusu değildir. Böyle bir durumda kambiyo senedi hamilinin alacağı bir iptal kararı ile, keşideciye başvurmasına engel bir yasal düzenleme bulunmamasına göre, mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy