(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Akhisar Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.06.2004 tarih ve 2002/204-2004/281 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olan davalının aidat borcunu ve gecikme faizlerini ödemediğini, tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve % 40 inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, 1999 yılında yapılan olağan genel kurul toplantısında 1 nci kısım ortakların ödemelerinin bittiğinin karar altına alındığını, sadece 30.000.000. TL kırtasiye masrafından sorumluluğa karar verildiğini, kendisinin 1 nci kısım ortaklardan olduğunu, bir borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının aidat borcunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın 2.360.000.000. TL üzerinden kabulüne, bu miktar üzerinden takibin devamına, fazlaya ve inkar tazminatına ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı kooperatifin her ne kadar süresi dolmuş ise de faaliyetlerini sürdürdüğünün, henüz amacına tam olarak ulaşmadığının dolayısıyla tüzel kişiliğinin devam ettiğinin anlaşılmış olmasına, davalının takip ve dava açıldığı tarihler itibariyle davalı kooperatife ortak olduğunun sabit bulunmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kooperatif aidat alacağının tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda davacı vekili, açmış olduğu itirazın iptali davasında davalı ortağın 27.06.1999, 24.06.2000, 15.04.2001 ve 21.04.2002 tarihli genel kurullarda belirlenen aidatlardan hiç birini ödemediğini ileri sürmüştür. Davalı, kendisinin birinci kısım ortaklar arasında bulunduğunu, konutunun tapusunu aldığını ve bir borcunun bulunmadığını savunmuştur. Davacı kooperatifin gruplar halinde konutlar ürettiği, bir kısım konutların tamamladığı, bir kısmının ise tamamlanmak üzere olduğu, bitirilen blok itibariyle ferdi mülkiyete geçtiği, davalının da adına tahsis edilen konutun tapusunu aldığı hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Davacı kooperatifin genel kurullarında aidatlar öteden beri iki grup üyeliğe göre belirlenmiştir. Davalı vekili, alınan bu kararların iptali için dava açıldığını iddia edip ispatlamamıştır. Aidatların belirlenmesine ilişkin genel kurul kararları bu haliyle eşitlik kuralına aykırı olsalar bile iptal edilmedikçe bağlayıcı niteliktedir. Bu durum karşısında, davalının karar altına alınan aidatlardan sorumluluğu esastır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 1999 yılından 2002 Haziran ayı dahil aidat borcu hesaplanmış, mahkemece bu miktar hüküm altına alınmıştır. Ancak, kooperatiflerde aidatlar gibi mali yükümlülüklerin karar altına alınması genel kurulun mutlak yetkileri arasında olup yönetim kurulunun bunu değiştirme hakkı bulunmamaktadır. Öte yandan, itirazın iptali davaları takip tarihine ve talepteki koşullara göre sonuçlandırılmalıdır. Davalının da yer aldığı birinci kısım ortaklardan 27.06.1999 tarihli genel kurulda toplam 220.000.000. TL alınmasına karar verilmesine rağmen, anılan aidatların toplam 260.000.000. TL olarak tahsiline yönelik 01.07.1999 tarih ve 74 sayılı yönetim kurulu kararına itibar edilmesi ve icra takibi 17.05.2002 tarihinde başlatılmış olmasına rağmen bu tarih itibariyle muaccel olmayan Haziran 2002 aidatın da hesaplamaya dahil edilmesi doğru görülmemiştir. Bu durum karşısında, takibe dayanak genel kurullardaki aidat alınmasına ilişkin kararlar ve takip tarihi dikkate alınarak denetime uygun şekilde davalının aidat borcunun tespiti için bilirkişilerden ek rapor alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy