(818 S.K. m. 44, 389)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Niğde Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.10.2003 tarih ve 2003/128-2003/529 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.10.2004 günde davacı asil Güler Tile davalı avukatı Ece Ö gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı bankadaki tasarrufunu kısa vadeli hazine bonosu olarak değerlendiren müvekkilinin 28.08.2002 tarihli vadeden sonra yeniden hazine bonosu alımı için talimat verdiğini, bankaca bu talimat yerine getirilmeksizin paranın ( 2, 5 ) ay süreyle vadesiz hesapta tutularak müvekkilinin zararına yol açıldığını ileri sürerek, ( 19.959.574.305 ) TL.nin faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddia ettiği talimatı vermediğini, ( 350 ) milyar liraya yakın bir paranın hazine bonosu alımı talimatı denetlenmeden, ( 2, 5 ) ay süreyle beklenilmesinin hayatın olağan akışına ters olduğunu, davacının kendi kusurundan hak talebi çıkaramayacağını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 28.02.2002 tarihinden önceki hazine bonosu ve devlet tahvili alımı ile repo işlemlerinde bankaya yazılı talimat vermediği, anılan tarihte yazılı talimat vermemesinin kusur oluşturmadığı, davalı bankanın vade sonunda müşterisi olan davacı adına hazine bonosu almamış ise bunu derhal bildirip talimat alması gerekirken kendiliğinden parayı daha az getirisi olan vadesiz hesaba aktarmasının kusurlu davranış olduğu ve davacının uğradığı zararı tazminle yükümlü bulunduğu gerekçesiyle anılan meblağın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacının davalı banka aracılığıyla satın aldığı 28.08.2002 vadeli hazine bonosunun vade tarihinden itibaren davacının yatırım hesabında 07.11.2002 tarihine kadar vadesiz mevduat işlemine tabi tutulduğu uyuşmazlık dışıdır.
Bilirkişiler kurulu raporunda da isabetle saptandığı üzere, müşteriler ile bankalar arasında bu tür işlemlerin yazılı talimata dayalı olarak gerçekleşmesi asıl ise de, telefonla veya sözlü talimata dayalı işlemlerin yaygın olarak uygulandığı, 28.08.2002 tarihinden önceki dönemlere ilişkin davacı müşteriden yazılı talimat alınmaksızın benzer işlemler yapan davalı bankanın anılan tarihten sonra davacıyı haberdar etmemesi, ondan yeni bir talimat almadan parayı vadesiz hesapta bekletmesine bağlı olarak gerçekleşen zararda davalı banka asıl kusurludur.
Ancak, yeni Hazine bonosu alımı için banka şubesine giderek banka görevlisine sözlü talimat verdiğini ileri süren davacının yeni itfa tarihli hazine bonosu alımına ilişkin işlem dekontunu mutaden isteyip alması gerekirken almaması, 28.08.2002 tarihinden sonraki en kısa hazine bonosu vade sonu 23.10.2002 tarihi olduğu halde 07.11.2002 tarihine kadar parasının akıbetini izlememesi ve davalı banka nezdindeki yatırımını denetlememesinin tali derecede kusur oluşturduğu gözetilerek oluşan zarardan takdir edilecek kusur oranında indirirken gereğinin düşünülmemesi doğru görülmemiş, kararın bu yön bakımından davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 375.000.000 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy