(4721 S. K. m. 2) (556 S. KHK. m. 9, 61)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.09.2004 tarih ve 2003/1084-2004/515 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin 1973 yılında kurulup, 13.06.1979 tarihinden itibaren H. Tekstil Pazarlama ve Ticaret A.Ş. ticaret unvanı ile tekstil alanında faaliyette bulunduğunu ve anılan ibarenin marka olarak da ilk defa 17.11.1989 tarihinde tekstil ile ilgili eşyalara ilişkin olarak tescil ettirildiğini, davalının da müvekkilinin tescilli olarak kullandığı markasının aynısını hem ticaret unvanında, hem de ürünlerinde kullanarak tekstil alanında faaliyet gösterdiğini, davalının müvekkiline ait marka ve ticaret unvanının esaslı unsurunu oluşturan H. kök sözcüğünü kullanmasının iltibasa yol açtığını, davalının eyleminin 556 sayılı KHK'nin 61. maddesinde sayılan markaya tecavüz hallerine girdiğini, yapılan uyarıya rağmen kullanımına devam ettiğini ileri sürerek, davalı tarafından müvekkili şirketin marka hakkı ile ticaret unvanına karşı işlenen tecavüz ile haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve oluşan maddi durumların ortadan kaldırılmasına, davalının unvanında yer alan H. sözcüğünün çıkarılmasına ve ticaret sicilinden terkinine, anılan sözcüğün tanıtma araçlarından, elektronik posta adresinden, internet sitesinden ve haksız rekabet oluşturan ürünlerden çıkarılmasına, bu mümkün olmazsa anılan ürünlerin imhasına, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000.000.000 TL maddi ve 2.000.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan faiziyle tahsiline, hüküm özetinin gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 1989 yılından beri Denizli Ticaret Odası'na kayıtlı olduğunu, kendisine ait ticaret unvanı, marka ve amblemini kullandığını, Türkiye'de H. sözcüğünü taşıyan birçok şirket bulunduğunu, müvekkili şirketin davacıyı zarara uğratacak bir davranışı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 1989 yılından bu yana Denizli Ticaret Odası'na kayıtlı olarak faaliyette bulunduğu, dava tarihine kadar 14 seneye yakın bir süre içerisinde davacının bu kullanıma ses çıkarmayarak davalının ticari unvanını kullanmasına göz yumduğu, bu nedenle açılan davanın Medeni Kanun'un 2. maddesine uygun bir davranış olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının ticaret unvanının 17.01.1989 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmiş bulunmasına göre davacının davalıya karşı açmış olduğu ticari unvanına tecavüze yönelik istemlerinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı taraf H. Tekstil Pazarlama ve Ticaret AŞ. ibareli markasını TPE nezdinde tescil ettirmiştir. 556 sayılı KHK'nin 9. maddesinde marka sahibinin marka tescilinden doğan haklarının düzenlendiği ve bu maddenin ihlalinin aynı KHK'nin 61. maddesine göre marka hakkına tecavüz sayılması karşısında; davacının tescilli markasına davalının tecavüz eyleminin bulunup bulunmadığı hususlarının incelenmesi gerekirken, mahkemece anılan yön üzerinde durulmamıştır. O halde mahkemece, davacının tescilli markasına yönelik tecavüzde bulunulduğu iddiası üzerinde durularak, buna ilişkin delillerinin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda inceleme yapılmaması ve bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy