(1163 S. K. m. 17) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.04.2004 tarih ve 2003/520 - 2004/273 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 24.01.2006 gününde taraflar avukatları tebligata rağmen gelmediklerinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 01.01.1997 tarihinde davalı kooperatife üye olduğunu, 01.06.1998 tarihinde davacının ortaklıktan çıkarıldığını, davalı kooperatiften 1.500.000.000.-TL alacaklı olan davacının alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra-inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının üyeliğini dava dışı bir şahsa bedeli karşılığında devrettiğini, hakkında ihraç kararı bulunmadığını, davacının eşinin müvekkili kooperatif adına Erol İnşaat'tan üyelik ödentilerini tahsil ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 13.11.2000 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı kooperatif yönetim kurulunun yaptığı işlemin davacının ihracı ve kooperatiften ilişiğinin kesilmesi olduğu, ancak, anasözleşmenin 14 üncü maddesinde öngörülen yasal prosedüre uygun işlemin oluşturulmadığı, sözleşme hükümlerine aykırı olarak devir kararı olarak davacının fiilen ilişkisini kestiği, davacının icra takibine başvurduğu tarihte yapılan aidat ödemelerinden dolayı 1.520.000.000.-TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle, icra dosyasında davalı itirazının 1.520.000.000.-TL alacak üzerinden iptaline, asıl alacağın %40'ı üzerinden icra-inkar tazminatının tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortaklığından ihraç edildiğini ileri sürerek, yatırılan paranın istirdadını istemiştir. Devir dışında bir nedenle ortaklığı sona eren ortaklar ile hesaplaşma süresi ve yükümlülükler, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17 nci maddesinde düzenlenmiştir. Kooperatif anasözleşmelerinde de bu konuda düzenlemeler bulunmaktadır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/1 inci maddesine göre, devir dışında bir nedenle ortaklığı sona erenlerin sermaye ve diğer alacakları, o yılın bilançosuna göre hesaplanarak, bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri verilir. Bilançonun kesinleşmesi ise, bilançonun genel kurulca kabulü ile olur ve alacak en erken bu tarihte muaccel olur.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif tarafından 01.06.1998 tarihinde ihraç edildiğini ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Ancak, Dairemizin 13.11.2000 gün ve 2000/7447, 8883 sayılı bozma kararında da belirtildiği üzere, davacının kooperatif ile ilişkisini sona erdiren işlemin ihraç mı, istifa mı, yoksa devir mi olduğunun öncelikle belirlenmesi gerekmektedir. Bozma kararında sonra yapılan inceleme sonrasında, davalı kooperatif tarafından davacıya gönderilen ihtarnameler sonrasında ihraç kararı verilmemiştir. Davalı kooperatifin yönetim kurulu, davacının ortaklığını devrettiğinden bahisle 01.06.1998 tarihli kararı ile davacının ortaklık ilişkisini sona erdirmiştir. Yönetim kurulu, davacı tarafından yapılan gerçek bir devrin olmadığını belirledikten sonra, 23.08.2001 tarihli kararı ile 01.06.1998 tarihli kararını geri almış ve aldığı kararı da 01.11.2001 tarihinde davacıya tebliğ etmiştir. Yapılan bu incelemelere göre, 17.09.1999 dava tarihinden önce davacının ortaklığını sona erdiren her hangi bir işlem bulunmamaktadır. Başka bir ifade ile, dava tarihi itibariyle davacının ortaklık ilişkisi devam ettiğinden, dava tarihi itibariyle muaccel bir alacağın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu gerekçelerle erken açılan davanın reddedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulü doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy