(6762 S. K. m. 441, 549, 552)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.07.2004 tarih ve 2002/1779-2004/771 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 24.01.2006 gününde taraflar ve avukat tebligata rağmen gelmediklerinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı Cem Kalyoncu'nun %50'şer hisse ile diğer davalı limited şirketin ortağı olduğunu, şirketin tek mal varlığını oluşturan teknenin davalı Cem Kalyoncu'nun şahsi kullanımında olduğunu, bu kullanım nedeniyle davalı Cem'in şirkete ücret de ödemediğini, bu nedenle şirketin kar etme olanağının kalmadığını, teknenin satımı konusunda da taraflar arasında ihtilaf çıktığını, ortaklar arasında güven bunalımının söz konusu olduğunu ileri sürerek, davalı limited şirket ortaklığının feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı Hüseyin Şahin'in şirketin müdürü sıfatıyla, temsil ve vekalet yetkisini kötüye kullanarak, şirketin tek mal varlığı olan, piyasa değeri 60.000 USD olan tekneyi 50.000.000.000.-TL'na dava dışı şirkete sattığını, bu konularda açılan ceza ve hukuk davalarının derdest olduğunu, şirketteki huzursuzluk ve geçimsizlik ile şirketin kar edememesinin davacının tutum ve davranışlarından kaynaklandığını, davacı Hüseyin Şahin aleyhinde açılan davalar sonuçlandırılmadan şirketin fesih ve tasfiyesinin istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK.nun 549/4. maddesinde limited şirketin muhik sebeplerden dolayı mahkeme kararıyla feshedilebileceğinin belirtildiği, tarafların çıkarlarının karşılaştırıldığı ve şirketin feshinin davalının iddia ettiği şekilde açılmış ve derdest olan davaların sonucunda alınabilecek hükümlerin infazına engel oluşturmayacağı, tarafların ortaklık ilişkisini sağlığa kavuşturmak için başvurabilecekleri başka bir hukuki çarenin kalmadığını, haklı sebeple feshin başvurulabilecek son çare olduğu, davalı şirketin tüm malvarlığının 23.08.2002 tarihinde dava dışı şirkete satışı yapılan ve teslim edilen tekne olduğu, tekne satışı ve işletmenin kira giderleri dışında şirketin herhangi bir ticari faaliyetinin mevcut olmadığı, uzun süredir ortaklık faaliyetinin bulunmamasının muhik sebep sayılacağı, ayrıca ortakların birbirlerine karşı duydukları güvenin yok olması ve aralarındaki manevi bağların zedelenmesinin de haklı sebep oluşturduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı limited şirketin feshine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Davacı taraf TTK. madde 549/4. maddesinde yazılı haklı sebeplere dayalı olarak limited şirketin feshine karar verilmesini istemiş, dava dilekçesinde buna ilişkin maddi ve hukuki olayları açıklamıştır. Davacı, tarafların ortağı olduğu davalı limited şirketin tek mal varlığı olan teknenin davalı Cem Kalyoncu'nun şahsi kullanımında olduğunu ve davalının şirkete ücret de ödemediğini iddia etmiş; davalılar vekili ise, şirkete ait teknenin, davacı tarafından düşük bedelle ve muvazaalı olarak dava dışı şirkete satıldığını, satış bedelinin şirkete intikal ettirilmediğini, muvazaalı satımın iptali istemiyle açılan davanın derdest olduğunu, kusurlu olan davacının dava açamayacağını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalılar vekili, şirket ortakları arasındaki güven bunalımının davacı eylemlerinden kaynaklandığını savunmuştur. Kusurlu olan ortağın, kendi kusurundan lehine sonuçlar çıkaramayacak olmasına göre; mahkemece, tarafların sunduğu deliller değerlendirilerek, kusurlu olan ortağın davacı olması halinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu konuda bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Kabul şekline göre; Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, ancak tasfiye memuru tayini konusunda bir karar verilmemiştir. Davacı tarafından talep edilmemiş olsa dahi, feshine karar verilen ortaklığa, TTK.nun 552. maddesi yollaması ile aynı Yasa'nın 441 ve devam eden maddeleri uyarınca mahkemece re'sen tasfiye memuru tayinine de karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy