(1086 S. K. m. 343, 363)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Samandağ Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.11.2003 tarih ve 2000/279-2003/533 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 31.01.2006 gününde davacı A. C. ile davalı avukatı İbrahim Göçmen gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının 13.800.000.000.-TL borcuna karşılık keşidecisi C. B. olan bonoyu ciro ederek müvekkiline verdiğini, taraflar arasındaki geçmiş ve iyiniyete dayalı ilişkilerle ödemelerin sürekli ertelendiğini, bono vadesinin geçmesi üzerine keşideci ile birlikte davalı aleyhine icra takibine girişildiğini, ödeme emrine itiraz nedeniyle İTM.'ce takibin iptal edildiğini davalının hayali bir kişi adına düzenlenmiş bonoyu ciro ederek müvekkilini dolandırdığını ileri sürerek, 13.800.000.000.-TL'nin vade tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, bono ciro etmediğini, ciro imzasının müvekkiline aidiyeti tespit edilse dahi, bu imzanın daha önceki iş ortaklığı ilişkisi sırasında haksız ve kötüniyetle alınmış bir imza olabileceğini, bonodaki tüm yazıların davacı eli ürünü olduğunu, tarafların tacir olmaları nedeniyle borcun dayanağını oluşturan ilişkinin defter kayıtlarında yer alması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının 13.04.1995 tanzim 10.07.1997 vade tarihli bononun ciro yoluyla hamili olduğu, keşideci ve ciranta davalı aleyhine giriştiği icra takibinin, ciranta hakkında protesto keşide edilmemiş olması nedeniyle İTM.'ce iptal edilip Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nce kararın onandığı ve kesinleştiği, davacının dinlenen tanıklarının bonodaki borcun niye ve nasıl doğduğunu bilmediklerini beyan ettikleri, bonodaki neden kaydı nedeniyle temel ilişkisinin kanıtlanamadığı, yemin deliline de dayanılmadığının, açıkça beyan edildiği, re'sen teklif edilen yemininde (HUMK. 343-363.) davalı yanca yerine getirildiği gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, her ne kadar ispat külfeti kendine düşmeyen tarafa tamamlayıcı yemin ettirilmesi usule aykırı ise de, esasen davanın temel ilişkiden kaynaklanan alacağını kanıtlayamamış bulunmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, takdir edilen 450.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.10.-YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 02.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy