(818 S. K. m. 41, 47)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şişli Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.02.2004 tarih ve 2003/839-2004/28 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 19.08.2002 günü saat 15.00 sıralarında davalı bankanın Alanya Şubesi'ne ait 08.08.2002 keşide tarihli, (10.000.000.000) TL. meblağlı çeki tahsil için aynı bankanın Şişli Şubesi'ne müracaat ettiğini, provizyon sormak gerekçesiyle iki saat kadar bekletilen müvekkilinin ikazı üzerine ödeme yasağı bulunduğundan çek bedelinin ödenmeyeceğinin bildirildiğini, bu kez müvekkilce durumun çekin arkasına şerhedilerek iadesi talebinde bulunulduğunu, ancak davalı banka çalışanlarının ödeme yasağı olan çekin tahsil edilmeye çalıştıklarını belirterek polislerin gelmelerini sağladıklarını, müvekkilinin polisler eşliğinde suçlu gibi bankadan çıkarılıp bir gün süreyle özgürlüğünün kısıtlandığını, davalı bankanın ibraz edilen ödeme yasaklı çek ile ilgili yasal yükümlülüğünü yerine getireceğine yetkisini aşarak müvekkiline zarar verdiğini ileri sürerek, (10.000.000.000) TL. manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilin davacıya zarar verme kastı olmadığını, sadece müvekkilinin kamu hukukundan doğan bir yetkisini yasal sınırlar içinde kullandığını, bu durumda bir zarar doğsa bile müvekkilinin zarardan sorumlu olmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalı banka görevlilerinin tahsil için getirilen çekin çalıntı olduğunu öğrenince yasal mevzuat gereği durumu adli merciilere bildirdikleri, davacıyı rencide edici veya incitici bir davranış göstermedikleri, davalı bankanın ihbar hakkını kötüye kullanmadığı, davacıya zarar vermek amacıyla hareket etmediği, kamu hukukundan doğan bir yükümlülüğünü yerine getirmeye çalıştığı gerekçesiyle, davanın reddini karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.10 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 30.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy