(6762 S. K. m. 197, 267, 407, 408, 434/2, 551) (4721 S. K. m. 2) (1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bodrum Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.11.2002 tarih ve 2001/466-2002/507 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2004 günde davacı asil Mehmet Durmaz ve avukatları Ufuk Yörük ile davalı vasisi Anıl Danacı avukatı Nejat Yağlıkçı gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin ortağı bulunduğu dava dışı Otel Baba A.Ş.nin büyük ortağı İsmail Durmaz'ın öldürülmesi nedeniyle anılan şirkette 5/200 oranında paydaş olan davalının bu suça iştiraki nedeniyle ceza mahkemesince mahkum olduğunu, davalının bu cinayeti şirketi ele geçirmek amacıyla işlediğini ikrar ettiğini ve böylece objektif iyiniyet ve sadakat yükümlülüğünü açıkça ihlal ettiğini ileri sürerek, şirketin sermaye yapısında davalıya ait 5 adet payın çıkarılmasını (ıskatını) talep ve dava etmiştir.
Davalı vasisi vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, tarafların anonim şirket ortağı oldukları, anonim şirketlerde ortaklıktan ıskat nedenlerinin TTK.nun 407 ve 408.nci maddelerde açıkça ve sınırlı olarak sayıldığı, davacıların dayandığı olgunun bu nedenler içerisinde yer almadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere dava, anonim şirkette ortaklardan birinin diğer bir ortağı öldürme eylemine iştirak etmiş olması nedeniyle ortaklık payının ıskatı istemine ilişkin bulunmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu'nda bir ortağın tüzel kişiliğe haiz bir şirketten çıkması veya çıkarılmasına ilişkin hükümler şirketlerin nevilerine göre ayrı ayrı düzenlemeye tabi tutulmuştur. Şahıs şirketleri olarak nitelendirilen kolektif şirketlerde bu husus TTK.nun 197 nci, komandit şirketlerde 267 nci ve sermaye şirketlerinden olan limited şirketlerde 551 nci maddelerinde paydaşlar arasındaki ortaklık ilişkilerin bozulması hallerinde haklı sebeplerle bir ortağın şirketten çıkarılmasının mümkün olabileceği düzenlemeye tabi tutulmuş bulunmaktadır. Yine, tüzel kişiliğe haiz kooperatif ortaklıklarda da 1163 sayılı yasanın 16 ncı maddesinde anasözleşmeye konulacak özel hükümler ile bir ortağın ortaklıktan çıkarılabilmesinin mümkün olacağı öngörülmüştür.
Davanın konusunun teşkil eden anonim şirketlerde ise, haklı sebeplere ortaklıktan ihraç imkanı tanınmamış, şirketin bir sermaye şirketi olması niteliği dikkate alınarak, TTK.nun 407 nci maddesinde sadece sermaye koyma borcunu belli bir prosedür içerisinde ve süresinde yerine getirmeyen paydaşın sahip olduğu hisse senetlerinin iptaline imkan tanınmış bulunmaktadır. Yukarıda değinilen ihraçla ilgili olarak diğer şirketler bakımından ayrıntılı düzenlemeler dikkate alındığında, kanun koyucunun anonim şirketler bakımından yapılan kişisel ilişkilerden kaynaklanan haklı sebebe dayalı ihraç imkanı tanınmamasının bilinçli bir düzenleme olduğu ve bir yasa boşluğunun bulunmadığının kabulü gerekir.
Kaldı ki, dava konusu olayda anonim şirketin ana sözleşmesinde dahi bu konuda özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durum karşısında uyuşmazlığın MK.nun 2 nci maddesi çerçevesinde çözümlenmesi de mümkün görülmemiştir. Böyle bir durumda haklı sebeple de olsa diğer ortaklarla çalışması mümkün hale gelmeyen ortağın yapabileceği şey, payını başkasına devretmek veya TTK.nun 434/2 nci maddesi hükmü koşulları gerçekleştiği taktirde şirketin fesih ve tasfiyesini istemekten ibarettir.
O halde, yukarıdan beri yapılan açıklamalara ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalı avukatı duruşma gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 3.32 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy