(1163 S. K. m. 16/son)
Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.06.2003 tarih ve 2002/580 - 2003/558 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi R. Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatif ortağı bulunan müvekkilinin hakkında daha önceden alınmış bir ihraç kararı bulunduğu, bu kararın iptali için açılan davanın derdest olduğu ve herhangi bir aidat borcu bulunmadığı halde, yönetim kurulunun 05.06.2002 tarih ve 10/4/36 sayılı kararıyla davalı kooperatif ortaklığından ihraç edildiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep, ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ihraç kararı kesinleşmediği sürece ortaklıktan doğan yükümlülüklerin devam edeceğini, davacının borcu nedeniyle usulüne uygun şekilde ihraç edildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, ortaklıktan ihraca ilişkin alınmış bir karar varken ve bu karar henüz kesinleşmeden yeni ihtarnameler keşide edilerek ikinci kez ihraç kararı alınmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, anılan ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, dayalı kooperatif ortağı bulunan müvekkili hakkında daha önce bir ihraç kararı bulunduğu ve bu karar hakkında açılan iptal davasının yargılaması devam ettiği sırada, müvekkilinin ikinci kez ihraç edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürmüş; mahkemece de bu iddia kabul edilerek ikinci ihraç kararı, sadece bu nedenle iptal edilmiştir; Oysa Kooperatif Kanunu'nun 16/Son maddesi uyarınca hakkında ihraç kararı verilen ortakların hak ve yükümlülükleri, çıkarma kararı kesinleşinceye kadar devam eder ve ortağın, kooperatif ortaklığından kaynaklanan tüm edimlerini yerine getirmesi gerekir. Ne var ki ilk ihraç kararına ilişkin yargılama devam ederken ikinci ihraç kararına ilişkin dava incelenemez. Birinci dava, ikinci dava için bekletici mesele yapılmalıdır. Zira, ilk ihraç kararının iptaline ilişkin davanın reddine karar verilip bu kararın kesinleşmesi halinde ihraç kararı verildiği gün itibariyle hüküm ifade edeceğinden, ikinci ihraç kararının verildiği tarihte bir ortaklık söz konusu olmadığından ihraç da söz konusu olmayacak ve ikinci davanın aktif husumet yönünden reddi gerekecektir. Aksi halde yargılamaya devam edilerek ikinci ihraç kararının yasaya uygun olup olmadığı incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekecektir. (Y.11.H.D. 19.04.1999 Esas 1076/Karar 3035) (Gönen Eriş, Uygulamalı Kooperatif Hukuku, 3. Baskı, S.670)
Bu durum karşısında mahkemece, uyuşmazlığın yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda çözümlenmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle ve eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı kooperatif yarına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy